Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

“Sizi Tekrar Kazıklayabilmemiz İçin…”


12 Kasım 2010 00:03

2 Yorum

Bazen nasıl bir Türkiye’de yaşadığımı anlamakta zorlanıyorum.

Öyle kazıklar yiyoruz ki; öyle böyle değil…

Mevcut mükelleften vergi almakta zorlanan bir sistem, bu ülkenin vatandaşını soyup soğana çeviren iletişim canavarlarına neden sesini çıkarmaz? Niçin en gelişmiş yirmi ülkenin arasında bulunan bir Türkiye’de telefonla konuşmak bu kadar pahalıdır?

Bu konuda hazırlanan yönetmelik, mevzuat, yasa, düzenleme vs. her ne karın ağrısıysa niçin vatandaştan yana değildir?

Cep telefonlarına olan bağımlılığımız niçin bir fırsata dönüştürülüp, iliklerimize kadar soyduruluyoruz?

Kaynaklarımızı eğitime, sağlığa, bilime ayırmamız gerekirken iletişime harcamak ve bu harcamaya göz yummak acaba hangi aklın ürünü olabilir?

Öyle şaşalı, göz alıcı reklâm kampanyaları düzenleniyor ki; vatandaş bunlardan birine kanıp o sisteme dâhil oluyor.

Aradan birkaç gün geçmeden müşterisi olduğu kampanyanın çoktan eskidiğini, yerine yeni bir kampanyanın aşladığını görüyor. ve kullandığı kampanya türünden yeterince “kazık” yediğini, yeni bir kampanya çıktığında ancak anlayabiliyor.

Hoş; eski kampanyayı bırakıp, yenisine başlasa da o “kazığı” yiyecek… Niyeyse bunun kurtuluşu yok.

Kampanyalardaki reklâm başarısına hiçbir diyeceğimiz olamaz. Eğer hedef göz boyamaksa, gerçekten fevkalade başarılılar.

Diyelim ki; 650 dakikaya 49 TL ödeyeceksiniz. (  Ya 50 TL olsaydı ne yapardık? )

Siz 49 TL ödeyeceğinizi zannederken bir de bakıyorsunuz ki; faturanın üzerinde 95 TL yazıyor.

Başlıyorsunuz kara kara düşünmeye… “Yahu ben ne zaman 650 dakika limitini aşıp 95 TL’lik konuşma yaptım?”

O sırada uğuldayan beyninizin içinde muhalif bir ses sizi azarlamaya başlıyor: “Çok konuşma! Bu parayı eşşek gibi ödeyeceksin.”

Zaten o şekilde ödemezsen hattı aramaya kapatıyorlar. O da yetmiyor. Dışarıdan aramalara da kapatıyorlar.

İş; yukarıdaki dediğime geliyor. Yani bu miktarı seve seve(!) ödeyeceksin.

Sevmek zorundayız. Zira öbür türlüsü daha da kötü olabilir.

Tam bu noktada “Yahu mız mız edip durma… O kampanyayı beğenmediysen başkasına geç… Yığınla seçenek var.” demek mümkün…

Ama mesele bu değil ki… Bir kampanyadan kazık yiyeceğini, içine dâhil olmadan zaten anlayamıyorsun. Dolayısıyla yağmurdan kaçarken doluya tutulmanız kuvvetle muhtemel…

En önemli sorun da şu: Hattınız kapalıyken, başka şartlarda görüşmeyi arzu edebileceğiniz etkileyici bir kadın sesi size basbayağı hakaret yağdırıyor.

Ne mi diyor? Hemen söyleyeyim: “Hattınız şu an aramaya kapalıdır. Size tekrar hizmet (!) verebilmemiz için filan feşmekân numarayı aramanız gerekmektedir.”

Sözü fazla uzatmayacağım. Aslında kadının söylemeye çalıştığı başka bir şey var.

“Hattınız şu an aramaya kapalıdır. Sizi tekrar kazıklayabilmemiz için fatura miktarını paşa paşa ödeyin. İnanın sizi eskisinden daha iyi kazıklayacağız.”

Kazıklayın anasını satayım… Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını rahmetle anarken, mübarek Kurban Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutlarım.

HOŞÇAKALIN

Okunma Sayısı: 163
Kategori: Zekeriya ERUZUN

Yazarın Diğer Yazıları

Gündem Sorunu Canımıza Okudu!

Neredeyse tam bir yıldır şike davalarıyla meşgul ediliyoruz. Saatlerce süren dizi filmlerle, olmayan dünyaların içinde...

Kendi Rızasıyla…

Yıl 2002… Yer: Mardin… 13 yaşındaki N. Ç.nin kaderi o zaman, orada başladı....

Geride Unutulanlar

Güzele, iyiye ulaşmak isterken yoruldu yüreği… Bir tebessüm, bir güzel söz yeterken her şeye, bunları...

Hep Beraber “Demokrasicilik” Oynayalım

Aday adaylarının bireysel çalışmaları sanıyorum 11 Nisan’da sona erecek. Bu tarihten itibaren 12 Haziran’a kadar...

Ne Kadar Demokratsınız?

Zaman o kadar hızla ilerliyor ki; 2011 Haziran seçimleri geldi çattı. 2009 yerel seçimleri, 2007 genel...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Erhan ÇINARBAŞ dedi ki:

    Hay ağzına sağlık hocam…

  2. Zekeriya Eruzun dedi ki:

    Çok teşekkür ederim Erhan bey…

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.