Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

“Hepimiz Ermeniyiz!” Diyenlere


18 Ekim 2007 00:03

Yorum Yapılmamış

Bizim meslekte bir kelam vardır “Sözün bittiği yer” diye… Aslında çok şeyler söylenmesi gereken, ama o an yaşanılan olay nedeniyle insanın nutkunun tutulduğu durumlarda dile getirilir genellikle.

İşte, size daha uzun uzun anlatmadan, son günlerde tekrar gündemimize giren Ermeni soykırımı ile ilgili olarak, Ermeniler’in soykırıma yönelik yaptığı icraatlerden küçük bir not.

Ne yazık ki, biz bunları böyle kendi kendimize dile getirip, kendi kendimize yazıp çiziyoruz ve sonra da “Yahu onlar çok daha beter, çok daha barbarca ve hunharca katliamlarda bulunmuşlar da, neden bu dünya 1915’te yaşanılan bir olay yüzünden bizi cezalandırıyor?” diye hayıflanıyoruz.

Nedeni çok basit!.. Biz bunları dünyaya anlatmı-yoruz, ya da anlatamıyoruz.

Artık kabahat kimde, kararı siz verin!..

Buyrun beraber okuyalım…

…………………………….

Yer: Azerbaycan, Hocalı

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu.

Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars’ta Ağrı’da Van’da Erzurum’da da ataları oynamıştı. Onlardan duymuşlardı.

Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu.

Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı…

Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken,diğeri elindeki demir parayı havaya attı:

– Akçik, manç?.. (Kız mı, oğlan mı?)

– Akçik… (Kız)

Bu cevap üzerine ‘oğlan’ diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. Kan bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

– Tun şahetsar,ınger… (Sen kazandın,yoldaş)

– Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana… (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

– Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette)

Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

– Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver)

Aynı dakikalarda Hocalı’nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

– Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek… (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın…)

Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü…

Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

Bu iki olay Hocalı’da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı.Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir.

Ajanslar, katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. Türkiye’de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi. 26 Şubat’ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi’nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366’ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı’ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar. 26 Şubat gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı’da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.

Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

Peki neydi bu düşmanlık?

Ermenistan’daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye’nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan’ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı’nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı’nda ‘Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün’ denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.

Dağlık Karabağ Bölgesi’nde bulunan Hocalı’ya, eski Sovyet İttıfaki Silahlı Kuvvetleri’ne ait 366.Alay’ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk’ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı. Fakat katliam sonrası Hocalı’ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı’da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet’nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: ‘Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı’daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz.’

Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996’da Ermenistan Başbakanı oldu. Karabağ’da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,’Hocalı Katliamı’ başsorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu. Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavuz edip öldürmüşlerdi. Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıpta bu masum insanlara iskence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı.

……………………………..

İşte, sözün bittiği yerler burası…

Dediğim gibi ya nutkunuz tutulacaktır, ya da gözyaşlarınızı tutamayacaksınızdır.

İnsanın isyan edesi, bu vahşete haykırası ve dünyaya duyurası geliyor.

Ama biz vakur Türk milleti olduğumuz için, bu vahşi köpeklerin yaptıklarını, içimize atmayı yeğliyoruz!..

İşte, “Hepimiz Ermeniyiz” diyenler, bir de bunları dikkate alsın artık.

Tamam Hırant Dink bizim bir yurttaşımızdı, ama herşeyden önce Ermeni asıllı bir Türk vatandaşıydı.

Hırant Dink’e destek verirken, “Hepimiz Ermeniyiz” demenin mantığını anlamak mümkün değil. Ve de, bu ülke 70 milyonun üstünde, orada toplanan 5-10 bin kişi bir anda nasıl bu ülkenin tüm insanı adına böylesine bir kabullenmede bulunabilir, bunu da anlamak yine mümkün değil.

Bu arada her daim PKK’ya destek çıkıp, onun sözcüsü konumunda bulunan Meclis’teki DTP’nin de, Ermenilerin bu hareketine sessiz kalması ya da lütfen kabilinden, bir eleştiride bulunmasının da mantığını anlamak hiç mi hiç mümkün değil.

Zaten bu arada PKK’ya arka çıkmalarını da Meclis’teki teskere oylamasında komple red oyu vermekle de gösterdiler ya… Boşuna PKK-Asala elele demiyorlarmış!..

Bu gerçekleri milletçe görmeliyiz artık.

Okunma Sayısı: 90

Yazarın Diğer Yazıları

Başkan Adaylarını Açıklayın

Türkiye’de herhangi olağanüstü bir durum olmadığı takdirde (ki, bunu garanti etmek de mümkün değil ya!..)...

ATV’nin Nasıl Bir Ayrıcalığı Var?..

Geçtiğimiz günlerde bir kez daha yazdım, ama dayanamadık tekrar gündeme getirmekte yarar olduğunu düşündüm....

Fırsatçılara Fırsat Tanıyanlar!..

Malum önümüz Ramazan… 11 ayın sultanı, kutsal ay… Bu ayda dini duygularımız had safhaya yükselirken,...

Kim Durduracak Bunları?

Türkiye’de özellikle doğu ve güneydoğudan sonra, büyük kentlere sıçrayan, bombalama, patlatma ve orman yangınları ile...

Ha Tabanca… Ha Araba!…

Sabah haberlerini gazete başlıklarından okuyup, ilgi çekici olanların da spotlarını okuyan sunucu, bir haberin üzerinde...