Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yunus Emre, Alıç ve Buğday

CANCA
Muhsin DURUCAN

14 Eylül 2017 00:02

Yorum Yapılmamış

Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek eni.

Yunus Emre

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu öğrencilik yıllarımda ders kitaplarında okuduğum ve kimi kaynaklardan edindiklerim ışığında; Yunus Emre, sıradan bir çiftçi olmanın ötesinde onu yeni bir hayata taşıyan olay, onun Hacı Bektaş kapısına gitmesiyle başlar. Önce duyduklarımıza kulak verelim:

Hacı Bektaş Veli, Horasan diyarından Anadolu’ya gelerek yerleşmesi sonrasında veliliği ve kerameti çevreye yayıldı. Her taraftan gelenlerle büyük meclisler oluşmaya başladı. Yoksul durumdaki kimseler, gelerek nasip aradılar.

O zaman Sivrihisar’ın yöresinde Sarıköy’de Yunus derler, bir kimse vardı. Yoksuldu ve çiftçilik yapardı. Bir zaman geldi köyünde kıtlık oldu. Ürün yetişmedi. Yunus, erenlerin güzel niteliklerini duydu. Kimsenin ulu kapıdan boş dönmemesi nedeniyle bir bahaneyle gidip uygun ölçüde istekte bulunmayı düşündü. Öküzlerine dağdan alıç yükleyip eli boş gitmedi, Suluca Karahöyük’e doğru yola koyuldu.

Suluca Karacahöyük’e (şimdiki Hacıbektaş ilçesi) varınca Hacı Bektaş-ı Veli’nin huzuruna çıktı. Getirdiği armağanı sunup:

—Yoksul kimseyim, bu yıl ekinimden ürün alamadım. Ümidim şu ki, bu yemişi kabul edip karşılığında buğday verirseniz, sevinirim. Dedi.

Hacı Bektaş:

—Öyle olsun, diyerek abdallara işaret etti, alıcı alıp paylaştılar, yediler. Yunus birkaç gün orada eğlendi. Gidecek olunca, Hacı Bektaş’a haber verdiler.

—Sorunuz bakalım ne ister, buğday mı, himmet mi? dedi. Yunus geri dönmek için acele ediyordu. Buğday istedi. Ne yaptılarsa razı edemediler.

Yunus:

—Bana buğday gerek, diye ısrarda bulundu.

Ben nefesi neyleyim, dedi. Razı olmadı. Hacı Bektaş, buyurdu, buğdayı verdiler. Yunus da Dergâhtan çekilip gitti.

Yunus, biraz uzaklaştıktan sonra hatasını anladı ve pişman oldu! Derhâl geri dönerek af diledi.

Fakat Hacı Bektaş:

—O iş artık olmaz. O kilidin anahtarını Tapduk Emre’ye verdik, varsın nasibini ondan alsın, dedi.

Yunus isteksiz de olsa oradan uzaklaştı.

Okunma Sayısı: 37
Kategori: Muhsin DURUCAN
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

23. Uluslararası Hazar Şiir Akşamları

“Keban baraj gölü sarmış etrafın, Harput’a dayanmış senin bir yanın Çayda çıra ile anılır adın,...

Dünden Bugüne Güzel Türkçemiz

Seğirdip, dolaşsag hep tarla dapan Keklik dutmak için gursaydık gapan Daş döğüşü olsa, vızlasa sapan...

Anılar Dillendi

Suyu yanında kahve, Yudumu bekliyor belli. Bakışlar dünden bugüne, Her çekişte anılar dillendi. İz iz...

Sen Hiç Kendini Yaşadın mı?

“Okuyabilen herkes derinden okumayı ve böylece daha dolu yaşamayı öğrenebilir.” Norman Cousins “Okumak; haz duymaya,...

Adıyaman izlenimlerim

Adıyaman, Nemrut ile anılır Ağar ve Nakipler’iyle tanınır Tarih, kültür, inanç kenti besbelli Uygarlığın bıraktığı...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı