Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yaz Tarih!… Sen Şahitsin!… ( Bölüm (I)

KAMUSAL TEPKİLER
Mehmet Halil ARIK

30 Mart 2019 00:02

Yorum Yapılmamış

Sen şahitsin… 17 yılda yaptıklarıyla övünenlerin kaydını tuttuğun için sen şahitsin.

Biz öyle biliriz. Tarihin namusudur tarafsızlığı…

Biz öyle biliriz, Tarihin tek tutkusudur gerçekleri kayda geçirmek…

Biz öyle biliriz; iki farklı sayfası vardır tarihin… Ak ve kara.

 

Ak sayfaya yurduna ulusuna hizmet eden, halkını aldatmayan, iyiden güzelden ve doğrudan yana olanları kaydeder. Biz öyle biliriz.

Kötüler, yalancılar, aldatanlar, yasaları kendilerine göre dizayn ederek halkına zulmedenlerin ak sayfada işi yoktur. Yalancılar, talancılar… Öfkeli kindarlar, karanlıklardan medet umanlar da dahil buna… Kumpasçılar, iftiracılar ve iktidar için her yolu mübah sayan ihtiraslı kirli siyasiler de dahil.

Öyleyse yaz Koca Tarih!…

Kim Cumhuriyete umut, kim değil!?… Sen şahitsin.

Bir taraftan halka “İmana da imkana da sahipsin!” deyip, imanı halka imkanı kendi adına yaratanların, kullananların kimler olduğuna da şahitsin.

*

Diktatörler, muhaliflerine hep hain derler. Oysa ihanetin ne olduğunu senin yazdıklarından öğrendik Ey Koca Tarih…

Mustafa Kemal’e idam fermanı hazırlayanlardı hain!… Sevr’e olur verenlerdi. Bir gece yarısı, kendi tacını ve tahtını bırakıp düşman ülkelerin korumasını isteyip kaçıp gidenlerdi.

Ve şimdi de; Cumhuriyet dönemini “Reklam arası” sayan gafillerdir asıl hain!…

Yaz Koca Tarih!…

Dinin vicdan işi olduğunu unutup, kul ile Yaratan’ı arasında kendisine siyasetten meydan bulanların,  bunun için Allah’ı bile aldatmakta sakınca görmeyen, hatta bunu siyasi zafer için araç olarak kullanmayı hak bilen, kirli eylem ve söylem sahiplerine de şahitlik etmektesin…

Ülke’nin nereden alınıp, “Nereden nereye!” naraları ile hangi badirelerin eşiğine getirildiğine de…

Yaz Koca Tarih!…

De ki; ülke, ülkülerle- ilkelerle ayakta kalır…

Ülkü ve ilkelerin ilk koşulu, yasalar ve haklar önünde eşitliktir. “Hiçbir kişiye, zümreye veya gruba yasaların tanımadığı ayrıcalıklar tanınamaz!” ilkesi temel vazgeçilmezliktir.

Yaz Koca Tarih; bu hükmün geçerliliği kalmış mıdır, sen şahitsin!…  Oysa, yasa tanımazlık yıkımıdır devletin.

“Milli ve Yerli” söylemi siyasetin ana teması olarak işlenirken, hangi milli ve yerli kaynakların – olanakların haraç mezat elden nasıl çıkarıldığına, kimlere nasıl peşkeş çekildiğine sen şahitsin!..

Dışardan getirilen sığırına, dışarıdan saman ithal eden iktidarın bi-tekmil herzelerine de şahitsin!…

“Söz bitmiştir!” diye yaz ey Koca Tarih!… Sayma diğer herzeleri…

Köprüler kurmakla övünüp, üç beş kişiye rant elde etmek adına, “geçiş garantisi” gibi bir ucube aymazlık maddesiyle, geçenden geçmeyene herkese vergiler salıp, Deli Dumrul’a rahmet okutanlara sen şahitsin!…

Hastanesinde “Hasta Garantisi!” adıyla müşteri garantisi vermenin neresi vatandaşa hizmettir Eyy Koca tarih!… Kayıtlarına al bu aymazlığı.

Önce “ne istedilerse verip” sırtını sıvazladıklarına, besleyip büyüttüklerine, daha sonra  dönüp, “Ne istediniz de vermedik!” Diyerek inlere girme mücadelesi verdiklerini söyleyenlerin, kimlere nasıl tuzaklar kurduklarına birinci elden sen şahitsin ey Koca Tarih!… Yaz!…

Önce, Habur kapılarını açıp, gelenleri barış elçisi ilan edip, Dolmabahçe’de “açılım” adı altında sözde barış(!) konseyleri kuran, tuneller açılırken, valilere “karışmayın – operasyon yapmayın” emirler veren, daha sonra da dağda, ovada, şehirde, mecliste terör mücadelesi(!) yapanlara birinci elden sen şahitsin!…  Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldur (İnsan hafızası unutma özürlüdür) İşte tam da bu nedenle yaz ki; gerektiğinde sokabilesin birilerinin gözüne.

*

Demokrasiyi, salt sandığa endeksleyip,  tüm otoriteyi %50+1’de gören zihniyetin, demokrasiye nasıl ihanet ettiklerine sen şahitsin.  “Çoğunluğun, çoğulculuğa hakimiyet kurduğu ortamda zaten demokrasiden söz edilmez” Bu gerçeği bilmez değilsin ya; Ey Koca Tarih!…

Sözümün burasında senden bir ricam olacak Ey Koca Tarih:

Dönüp halkıma de ki;

“Bir adamın tepesine birden fazla yetki şapkası takarsan ve birisinin içine de “sorumsuzluk” hakkını(!) koyarsan, hangi eylemin, hangi yetkiyle yapıldığının hesabını da yasalar önünde soramazsın.”

Ve de ki; “Bu yetkiyi sandıkta veren sensin!… Vakit kaybetmeden verdiğin bu ucube yetkiyi yine sandıkta geri alacak olan da sen olmalısın… Hem de geç olmadan!” DEVAMI SONRAYA KALSIN YAZIMIZIN)

28.03. 2019

Mehmet Halil  Arık

Emekli eğitimci.

Okunma Sayısı: 24

Yazarın Diğer Yazıları

Biraz Edepsizlik Edelim mi Bay Arınç ?

Nezaketi bir kenara bırakıp biraz senli-benli olalım mı bay Arınç?. Sayın’ı kaldıralım mesela. Sen diyelim…...

Biraz Edepsizlik Edelim mi Bay Arınç ?

Nezaketi bir kenara bırakıp biraz senli-benli olalım mı bay Arınç?. Sayın’ı kaldıralım mesela. Sen diyelim…...

Çanta…

Tek başına sermaye be!… Çanta 50.000$… İtibarı üç para bana sorsan. Koruması olmasa, 40 eşkiya...

El Cevap!…

“Cevap, ayna tutmaktır” derdi ninem… Ve eklerdi: “Varsa cevabın, olmasın bahanen… Yok adamdan saymayacaksan, bırak...

Eğitimde Bu Yolla Kıyamet Kopmaz Ey Bakan…

Bozuk eğitimi, Diyanet ile düzelteceğini zanneden Ey Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bir kez daha...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı