Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yağmurlu Bir Günde

ŞAFAK ÖTESİ
M.Nihat MALKOÇ

05 Temmuz 2019 00:02

Yorum Yapılmamış

YAĞMURLU BİR GÜNDE BATUM SOKAKLARINDA…

Eğitim Bir Sen tarafından Trabzon’da ve Türkiye genelinde düzenlenen “Bir Bilenle Bilge Nesil” adlı kitap okuma yarışmasında büyük bir azim ve gayretle görev yapan öğretmenlerle 29 Haziran 2019 tarihinde bir Batum gezisi gerçekleştirdik.

Sabahın erken saatlerinde sendika binasında güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra yaklaşık 100 kişiyle ve iki büyük otobüsle Trabzon’dan yola çıktık. Trabzon’dan Of’a kadar olan yol güzergâhı üzerinde bekleyen öğretmenleri alarak Rize’ye, oradan da Hopa’ya, nihayetinde sınırdaki ilçemiz olan Kemalpaşa’ya vardık. Sarp Sınır Kapısı’nda devasa bir binayla karşılaştık. Bundan on sene evvel Gürcistan’a gittiğimde son derece kötü bir bina vardı burada. Şimdiki bina son derece büyük, ferah ve modern bir görünüm arz ediyor.

Bilindiği üzere Gürcistan Türkiye’ye vize uygulamıyor. Hatta geçiş için pasaport şartı bile yok. Kimlik kartınız varsa 15 liralık yurt dışı harcını yatırıp sınırın ötesine geçebiliyorsunuz. Tabi birkaç şahsî bilginizi içeren basit bir de form dolduruyorsunuz. O formu mühürleyip size geri veriyorlar. Biz de öyle yaptık. Geçişimiz 15-20 dakikayı geçmedi.

Batum’da harcamak için sınırdaki döviz bürosunda liralarımızı lariye çevirdik. Evet yanlış duymadınız, Gürcistan’ın para birimi lari. 1 Lari 2 TL’ye karşılık geliyor. Yani onların parası değer bakımından bizim paramızın iki katı.  Bu durum beni de fazlasıyla şaşırttı.

Sarp Sınır Kapısı’ndan Batum’a kadar heyecan ve merakla etrafı seyrederek yol aldık. Mescit Dağı’ndan doğup Batum’dan Karadeniz’e dökülen ve 24 kilometresi Gürcistan topraklarından geçen Çoruh Nehri’nin üzerinden geçerek Batum’a vardık. Batum’un merkezinden geçerek, dünyanın sayılı botanik parklarından biri olan Batum Botanik Bahçesi’ne gittik. Yol güzergâhında Rusya döneminden kalan, hiçbir estetik değeri olmayan, sadece barınmak için yapılan kırık dökük apartmanlar dikkatimizi çekti. Bunun yanında son derece modern, çok yüksek katlı binalar da az değil. Bu türden binalar genellikle otel olarak kullanılıyor. Otellerde de bol bol kumar oynatılıyor. Daha başka neler neler!…

Sizin anlayacağınız Batum’un iki yüzü var. Biri garibanların kırık dökük ve bakımsız binalarda oturduğu gerçek yüzü, öteki de zenginlerin hizmetine sunulan, her şeyin mubah sayıldığı sahte yüzü. Parası olana her kapı açılıyor; olmayanlar da günü kurtarma peşinde.

Batum Botanik Bahçesi’ne girişte 15’er lari aldılar bizden. Bu da bizim paramızla 30 TL’ye tekabül ediyordu. Aslında hiç de ucuz değil. Fakat bunu hesap edecek durumda değildik. Botanik Bahçesi’ne yukardan girdik. Alan olarak son derece büyük olan bu güzel yerde binlerce çeşit bitki ve ağaç bizi karşıladı. Buradaki bitki ve ağaç zenginliği karşısında hayretler içerisinde kaldık. Buranın temiz ve bakımlı oluşu da takdire şayandı. Fakat botanik bahçesindeki bir tuvalete girdiğimizde suyun olmayışı bizi fazlasıyla kızdırdı. Bu insanları anlamak zor. Yurt dışında nereye gittiysem tuvaletlerde su olmadığını gördüm.

Batum Botanik Bahçesi’ni gezerken şiddetli bir yağmur yakaladı bizi. Yola çıkarken aldığım şemsiye bile beni bu şiddetli yağmurdan koruyamadı. Şemsiyem olmasa ancak bu kadar ıslanabilirdim. Fakat biz bu yağmuru hak etmiştik. Meteoroloji Batum’u olağanüstü derecede yağmurlu göstermişti. Biz buna rağmen “Şeker değiliz” deyip yola çıkmıştık. Neyse ki bir kafeye sığındık yine. Bir saat bekledikten sonra otobüslerimizle şehre döndük.

Batum’da bir Türk’ün işlettiği lokantada çorba, salata, hacapuri, hinkali, et sote, pilav, patates, armut suyu gibi yiyecek ve içeceklerden oluşan bir sofrada öğle yemeğimizi yedik. Yemeğimiz 20 lari tuttu. Yani 40 TL civarında. Ardından çaylarımızı içtik. Yemekten sonra şehir turu için dışarı çıkmıştık ki yine çok şiddetli bir yağmur yağmaya başladı. Yağmurdan kaçıp bir kafeye sığınsak da bir hayli ıslandık. Zira bardaktan boşalırcasına yağıyordu.

Batum’a dair birçok gezi planlarımız olsa da şiddetli yağan yağmur bunlara mani oldu. Batum; kumsalını, Ali ile Nino Heykeli’ni, Alfabe Kulesi’ni ve cümle güzelliklerini bizden sakladı. Şehri ancak otobüs içinden seyrederek Trabzon’a dönmek üzere yola çıktık.

Okunma Sayısı: 13
Kategori: M.Nihat MALKOÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Şair Mehmet Gemci’nin Ardından

Ölüm, hasretin ve hüznün en koyu tonudur. Ölüm bizi yücelten ve insan yapan sözün tükenişidir....

Nil’den Turna’ya

Merhum Prof. Dr. Haluk Dursun, “Nil’den Tuna’ya” adlı eserinde, asırlar geçse de hiç unutulmayan, hasreti...

Dursu’un Ardından

A. Haluk Dursun ömrünü devlet işlerine adamış engin gönüllü bir insandı. İki yıl evvel emekli...

Acı Haber Geldi Kutlu Olsun

Bu millet bir zamanlar çok zor günler yaşadı. “Hasta Adam” deyip üzerimize çullandılar. Hastanın yataktan...

“Zamanı Gelince Bu Dünyadan Biz de Göçeriz”

Ölüm, yapılacak onca iş varken en hesapsız zamanda gelip buluyor biz kulları. Yoğun gündemin içerisinde...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı