Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Unutulan Soykırım Tekrarlanır


10 Temmuz 2019 00:03

Yorum Yapılmamış

“UNUTULAN SOYKIRIM TEKRARLANIR” (Aliya İzzetbegoviç)

Üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen acısı hala taze olan Srebrenitsa Katliamı’ nın yıl dönümü bu gün.

1. Tarih 11 Temmuz 1995’di. Oysaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü tarafından savaştan kaçan halk için güvenli bölge ilan edilmişti. Kasabanın nüfusu içgöçle 60.000’e ulaşmıştı. Silahları güvenlik nedeni ile toplanan halk aç ve sefildi. Beş gün boyunca devam eden katliamda 8.500 kişi öldürüldü. Cesetler (kimlik tespitini önlemek için) küçük parçalara ayrılarak 65 ayrı toplu mezara gömüldü. Bu cesetlerin 3.000’nin yeri halen tespit edilemedi.

20. yüzyılın en büyük trajedisi 6 Nisan 1992 ‘de başladı ve 3.5 yıl sürdü.

Bağımsızlığını ilan ettiğinde ABD dahil birçok ülke tarafından tanınan Bosna’da “Büyük Sırbistan” hayali kuran Sırpların başlattığı yerel gerginlikler tüm yurda yayıldı ve iç savaşa dönüştü. 320 bin kişi hayatını kaybetti, 2 milyon kişi ise kendi ülkesinde mülteci konumuna geldi.

Dört bir tarafı keskin nişancılarla kuşatılan Saray Bosna’da sokağa çıkma cesareti gösteren ölümü göze almış oluyordu. Sırpların toplama kamplarına gitmekten kurtulabilen çocuklar hasta ve açtı. Temiz su ve sağlık malzemesi yoktu. Halk gün ışığında sokağa çıkmaya hasret kalmıştı. Bugün bile keskin nişancıların menziline girme psikolojisini içinde taşıyanlar halen otobüslerdeki yolculuklarında ayakta kalmayı tercih ediyorlar.

Yakın tarihin bu en karanlık sayfasında en büyük zararı Sırplar tarafından tecavüze uğrayan Bosnalı kadınlar gördü. Günümüzde tecavüzcüsü ile karşılaşmamak için sokağa çıkmaktan imtina eden kadınlar var. Çünkü tecavüzcüsü barış günlerinden komşusu ve savaş sonrasında aynı muhitte ikamet etmeye devam ediyorlar.

Ve o günlere ait kurşun izlerinin tamamı binaların duvarlarında. Bir apartmanda 200 adet kursun izi olur mu? Olmuş işte… Nasıl insanlık dışı bir hisle biteviye ateş edilmesine inanamaz vaziyetle ve gözlerimde yaşlarla saymıştım her birini.

Bu konuya dair söyleyecek çok söz bitmeyecek, dökülen gözyaşları son bulmayacak gibi.

Lahey Adalet Divanı olanları “soykırım” olarak kabul etse de, savaş suçlularının yargı önündeki davaları yıllar sürse de, yürek soğutan sonuçlara ulaşamasa da… Katliamda hayatını kaybeden 4 yaşında bir çocuğun cümlesi hala kulaklarda çınlıyor; “Çocukları küçük kurşunla öldürürler dimi anne?”

 

 

 

Okunma Sayısı: 82
Kategori: Necla DURSUN

Yazarın Diğer Yazıları

Yeşilçam ve Göç – 3

Bitmeyen Hayallerin Şehri İstanbul! Sanayileşme hamlesi ve devlet politikalarıyla desteklenen göçler sebebiyle 1960’ta 1 buçuk...

Yeşilçam ve Göç – 2

Ekonomik yaşamın giderek liberalleşmesi, kitle kültürünün ve ürünlerinin doğuşu ile birlikte sinemada göç ve bağlantılı...

Yeşilçam ve Göç – 1

Türkiye’nin sinema ile tanışması, “Yedinci Sanat”ın tarihi kadar eskidir. 1896 yılında Lumieres Kardeşler’in “sinematograf” adını...

Ben Bir Göçmen Kızı Gördüm Tuna Boyunda

“Vatan, üzerinde hür yaşadığımız, milletimiz ve ailemizle hatıralarımızı oluşturduğumuz, kültürümüzün, devletimizin ve tarihimizin ortak öğesi...

İstanbul ve Göç

Kaybedilen topraklardan gelenler, savaşın yıkıcı etkisi ile yaşantısına İstanbul’da devam ettirmeyi tercih edenler, bekâr hanlarında...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı