Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Unutmak

ŞAFAK ÖTESİ
M.Nihat MALKOÇ

18 Temmuz 2019 00:02

Yorum Yapılmamış

UNUTMAK, GAFLETE VE DALALETE ÇAĞRIDIR

İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü’nde sanki mahşerin provası yaşanıyordu. Her şehidin ayrı bir hikâyesi vardı o gece. İşte onlardan biri olan Abdullah Tayyip Olçok ismiyle müsemma imanlı bir genç, ülkesinin yarınlarını düşünerek kendi istikbalini hiçe sayıyor,  merhamet damarları kurumuş darbeci cuntaya karşı babasını yalnız bırakmıyordu bu kutlu mücadelede. Onlar alınlarından saçılan şehadet nuruyla zifiri geceyi aydınlatıyorlardı.

Her destan; kendi sonunu düşünmeyen, uğruna savaştığı vatanının akıbetini düşünen ve önceleyen kahramanlarla yazılırdı. 15 Temmuz gecesinde yazılan o kutlu destanda 2703’ü gazi,  251’i şehit olmak üzere binlerce kahramanın kanı ve canı vardı. Fakat onlardan biri vardı ki cesaretiyle, vatanseverliğiyle ve emsalsiz kahramanlığıyla o gecenin simgesi olmaya namzetti. O da Ankara’da Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevliyken komutanlığı ele geçirmeye çalışan darbe yanlısı Tuğgeneral Semih Terzi’yi göğsünden vurarak öldüren, sonrasında da darbe yanlısı askerler tarafından şehit edilen  koruma astsubayı Ömer Halisdemir’di.  Bu çağın yiğit Hamza’sı olan Halisdemir, o gece düşmanların hesaplarını bozan adamdı. Sanki Çanakkale’de 276 kiloluk top mermisini namluya sürerek İngiliz zırhlısını vuran, böylece savaşın seyrini değiştiren Seyit Onbaşı’ydı o. Hayber’in Ali’siydi. O süreçte kaleme aldığım “İlk Kurşun Destanı” adlı bir şiirimde Halisdemir’i şöyle anlatmıştım: “İman denen mermiyi, namlulara sürdün sen/Batı uşaklarının defterini dürdün sen/Küstah palikaryaya dersini verdin Ömer!/Peygamber-i Zîşan’ın yurduna erdin Ömer!/Neron yaktı vatanı, ateşi söndürdün sen/Türk’ün kara bahtını, talihe döndürdün sen/Şahadet rayihası yayılıyor parkandan/Asım’ın kutlu nesli, yürüyecek arkandan/Kumpasları bozdun sen, rüyası kutlu yiğit!/Son destanı yazdın sen, mayası kutlu yiğit!”

O gece Kahramankazan’da, uçaklar Akıncılar Hava Üssü’nden kalkamasın diye, Millî Mücadele ve Çanakkale ruhuyla, bütün ümitlerini ve geçimlerini bağladıkları ekinlerini ve saman balyalarını ateşe verenler vardı. Yine o gece pistteki uçakların önüne yatarak kalkışlarına engel olan yiğitler vardı.  Bu millet o kahraman evlâtlarını asla unutmaz.

O gece herkesin dilinde “Nasıl kandırıldık, nasıl inandık bu iki yüzlülere?” pişmanlık cümlesi vardı. Fakat dün olduğu gibi o gece de son pişmanlık fayda etmemişti milletimiz için. “Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” diye tanımlanan sinsi bir hareketti bu. Kim bilebilirdi bu hıyanet şebekesinin gerçek yüzünü? Zira kamufle olmakta pek maharetliydiler.

15 Temmuz; dost görünen herkesin hakikatte dost olmadığını, kimilerinin ince hesaplar içerisinde olduğunu göstermesi açısından önemlidir. İnancımızın gereği hep hüsn-i zan üzere olsak da, Müslüman aynı zamanda çok uyanık olmak zorundadır. Zira Müslüman aynı delikten iki kere ısırılmaz. “Aynı sebepler aynı sonuçları doğurur” hakikatinden yola çıkarak evvelâ kendimizi düzeltmeliyiz. Kötülere ve kötülüklere hareket imkânı tanımamalıyız. Ötesi takdir-i ilâhî… Onlar istemese de Allah nurunu tamamlayacaktı.(Saff, 61/8) Onun için kimsenin Hakk’ın ve hakikatin zaferinden hiçbir endişesi olmasın.

Bu millet 1071’de Sultan Alparslan önderliğinde Anadolu’yu fethederek Müslümanlaştırmış, Türk yurdu haline getirmiştir. 1453’te Roma’nın ve Bizans’ın başkenti olan İstanbul’u Fatih Sultan Mehmed önderliğinde fethederek çağ açıp çağ kapatmıştır. Yine bu millet 1923’te Mustafa Kemal önderliğinde, Batılılar tarafından “hasta adam” olarak nitelendirilen şanlı Osmanlı’dan  Türkiye Cumhuriyeti’ni çıkarmıştır. Bu millet barış zamanlarında gevşek görünse de, zor zamanlarda bir araya gelerek kenetlenmesini, birlik ve beraberlik içinde hareket etmesini çok iyi bilir. Milletimizin bu müspet özelliği 15 Temmuz gecesi de tekerrür etmiştir. Bu özellik bundan sonra da bu minval üzere tecelli edecektir.

Millet olarak 15 Temmuz ihanetini asla unutmamalı, o gece milletimizin ortaya koyduğu azim ve kararlılığı, onu besleyip büyüten ruhu yaşatmalıyız. Hasıl-ı kelâm vatanımıza, milletimize ve bayrağımıza kastedenlerin gerçekleştirmeye çalıştığı hain darbeyi, 15 Temmuz’u unutmadık, unutmayacağız. Zira o geceyi unutmak gaflete ve dalalete çağrıdır. Yorum Gönder 0 Adınız Email Yorum GönderKalan Karakter: ×Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız ed

Okunma Sayısı: 3
Kategori: M.Nihat MALKOÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Şair Mehmet Gemci’nin Ardından

Ölüm, hasretin ve hüznün en koyu tonudur. Ölüm bizi yücelten ve insan yapan sözün tükenişidir....

Nil’den Turna’ya

Merhum Prof. Dr. Haluk Dursun, “Nil’den Tuna’ya” adlı eserinde, asırlar geçse de hiç unutulmayan, hasreti...

Dursu’un Ardından

A. Haluk Dursun ömrünü devlet işlerine adamış engin gönüllü bir insandı. İki yıl evvel emekli...

Acı Haber Geldi Kutlu Olsun

Bu millet bir zamanlar çok zor günler yaşadı. “Hasta Adam” deyip üzerimize çullandılar. Hastanın yataktan...

“Zamanı Gelince Bu Dünyadan Biz de Göçeriz”

Ölüm, yapılacak onca iş varken en hesapsız zamanda gelip buluyor biz kulları. Yoğun gündemin içerisinde...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı