Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Süveydâ’ya Mektup (XI)


29 Ağustos 2010 00:02

Yorum Yapılmamış

“Havada bulut görsem; sanırım senden nişan.”
 
 Gönlüm, kırkikindilerin özlemini çekiyor; ağlamak geliyor içimden ama ağlayamıyorum. İnsanın psikolojisi düzgün olmayınca ihtirasların çekiciliği azalıyor ve insan her şeyi marazi görmeye başlıyor. Artık zaruret olmadıkça insanlarla konuşmuyorum. Hasbihal ettiğim dostlarımdan bile senin için ayrıldım. Her gün belli bir saat, belki gelirsin diye, seni o mekânda bekliyorum. Söyle artık güzelim, gelişine dair beslediğim ümitlerim beyhude mi?

Senden bana yadigâr kalanların en acısı, mütemadiyen yüzünden eksik etmediğin istihzayı andıran tebessümün. Ruhiyatım derbeder, hafızamda med-cezirler yaşamaktan sıkıldım. Kendimi bir cenderenin içinde hissedişimin müsebbibi sensin. Ben seni bu kadar severken, uğruna her şeyi feda ederken kader tarafından taltif edilmeyi bekliyorum; ama biliyorum ki, bu bekleyişim nafile.

Aklımda, o nûrani yüzlü ihtiyara sorduğum ilk soru var: “ Yağmur ne zaman yağacak?” Bu suali bana sorduran neydi? Bilinmeyen bir güç mü yoksa bilinçaltım mı? Baran kelimesini sevmemin ve yağmura karşı bitip tükenmek bilmeyen bu arzumun sebebi ne? Yağmurun bereket oluşu ve her şeyi temizleyen özelliği mi onu çekici yapıyor? Tabiatı uyandıracak kadar kudreti olan damlaların gözyaşlarımla bir bağlantısı var mı? Yağmurun ardından çıkan gökkuşağının anlamı ne?

Sevgili, aşkından türab olmak üzereyim. Senin bu şehirde yaşamadığını düşünüyor ve seni bulmak için çıkacağım yolculuklara hazırlanıyorum. Seni o ilk defa gördüğüm çay bahçesine belki tesadüfen uğramıştın, belki de bu şehirde bir konuktun, yaşadığın yere avdet ettin; beni yalnızlığımla buralarda bırakıp gittin.

Muharrirlerin hayatları ifşa edilse, romanların pek cazibesi kalmaz diyenlerle aynı fikirde değilim. Sadece nesirde değil, nazımda da bu böyle. Geçen gün yazdığım şiirdeki “nasıl unuturum aylardan nisanı?” mısraında, neden “nisan” ayının unutulamayacağına dair mananın çözülebilmesi her okuyucu için mümkün olmasa gerek. Bunda etkili olan, seni bir nisan günü görmem olsa bile bu ayda yağan kırkikindilerle, gözyaşlarım arasında bağlantı kurulmazsa, şiirin santimantal ve lirik bir hâl alması zorlaşır. Şiir tecrübelerim neticesinde anladım ki, yaşanılanlar bize yön veriyor ve hafızamızdaki kelimelerin estetik imbiğinden geçmeden önce hatıralarımızla ülfet ettiği muhakkak.

Sevgili, ne zaman havada bir bulut görsem, bir kuş sesi duysam, tabiatın güzel ve insanı müteessir edecek bir görüntüsüyle karşılaşsam, aklımda, yüzüne, gülümsemene ve sesine dair çağrışımlar yaşıyorum. Bu hengâme ne zaman bitecek ve gönlüm sükûtun huzurlu kollarında, bir gün, doya doya vuslâtını koklayabilecek mi?
Mehmet Nuri PARMAKSIZ 

Okunma Sayısı: 50

Yazarın Diğer Yazıları

Türk Edebiyatında Mektup Geleneği

Mektup, “Bir şey haber vermek, bir şey sormak veya istemek için, birine çoğunlukla posta yoluyla...

Ses ve Ahengin Önemi Üzerine

SES VE AHENGİN ÖNEMİ ÜZERİNE “Onlar ki kelâma can verirler” Şeyh Galip Her şair az...

Unutulmuş Bir Şair: Asaf Halet Çelebi

UNUTULMUŞ BİR ŞAİR: ASAF HÂLET ÇELEBİ “Bir aynada bambaşka zamanlar gördüm Geçmiş gelecek bir sürü...

Süveydâ’ya Mektup(XVI)

“Gamzende gizli bir dünyâ, kaşından öte yol mu var?” İdealsiz ve öylesine yaşarken, kaderin cilvesiyle...

Cahit Sıtkı Tarancı ve Şiir

ŞAİR OLMAYI MEFKÛRE EDİNMİŞ BİR ADAMIN ŞİİR GÖRÜŞLERİ CAHİT SITKI TARANCI (Bu makale, Tasvir Gazetesi...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı