Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Şiirin Çilesi


23 Haziran 2019 00:03

1 Yorum

Yaşamın sesi bol, sözü gani, ahraz dilidir şiir.

“ Ha ne var
Atın beni, şiirin çirkefine…”

Bir kitap eleştirisini okurken, “ şiir içler acısı” denilmesi çok canımı yaktı.

Yirminci yüzyılda şiirin girdiği bu çıkmazdan kurtulmak için mutlaka çıkışın olması gerektiğini düşünürken kullanmamız gereken, gözümüzün önündeki temel gerçeklikleri yanlış algıladığımız kanısına vardım.

Şiir yazılı ifade sanatıdır ki üreten akıllı ve yaratıcı bir kişidir sanatçı. Eğer yaratıcılığımızı bir köşeye koyar var olanla yetinirsek asla bir adım ileri gidemeyeceğimiz gibi geçmişin etkisinden kurtulmak için gayret göstermezsek, bırakın ileriyi, geri adım marş der dururuz. İş bu halken yaptığımıza sanat denir mi, demekten kendimi alamıyorum açıkçası. Kesinlikle vakit kendimizle yüzleşme zamanıdır, zira taklitten öteye gidemiyorsak kendimizi şair-yazar olarak görmemeliyiz.

Günümüzde ise yaratıcılığın imge olarak algılandığını görüyorum. Bu çok vahim, çünkü bu davranışımızla şiirin poetiğinin çözüldüğünü söyleyen eleştirmenlere ciddi anlamda hak vermiş oluyoruz.

Gözlemlerime göre ben hala geçmişten kurtulamadığımızı görüyorum. Yazarın emekleme döneminde bunu doğal karşılıyorum ama vakti geldiğinde kişi ayağa kalkıp yürümesi gerektiğinin farkındalığını yaşamalıdır. Bunu yaparken çok sesli bir çağda tek sesin gücünü hissettirmelidir kalemiyle okurlara.

Mademki edebiyatın konusu yaşanılan çağdır o zaman bulunduğumuz dönemin gerçeklikleri içinde evrenselliğimizi aramamız gerektiğini düşünüyorum.

Peki, şiir adına nedir bu evrensellik?
Şiirin ya da sanatın itici gücü nedir yirmibirinci yüzyılda?

“ Yöneldi süreç
Torbaya girmez / Zaman.
Vazgeç
İçlenik sıkıntılardan
Yedi göbek / Hasbihal ”

Öncelikle çağımızın farklılıklarını tespit etmek ve bunu nasıl kullanabileceğimizi iyi öğrenmek zorundayız. Hoş bu konuda akademisyenlerin yazıları ne kadar var ve bilenler ne kadar paylaşımcı tartışılır açıkçası.

Evrensel bir kabul olan küreselliğin şiir adına en büyük dezavantajının emeğin değerinin olmamasıdır. Emeğin bu kadar ucuz olduğu bir çağda başa oynamak kadar zor iş olamaz.
Diğer taraftan bilimsel anlamda tamamen altın çağın hüküm sürmesi gerekmektedir. Son iki yüzyıldır süregelen kaymalar ve iç hesaplaşmalar bu dönemde genom ve biyolojinin de bilime aktif bir şekilde dâhil olmasıyla daha büyük bir çıkış yapması beklenmektedir.

İnsani arayışların marjinal yaşandığı bu çağda karşıt çatışmaların ve arayışların içinde, genom yansımalarda biyolojik kökünden suni kan pompalamadır duygu kanallarına ve yeni bir dünya keşfetmelidir şiir. Zihnini okumayı öğrenmelidir evrenin. Yeni bir dünya sunamasa da özlem ile kavrulan yürekleri donanımlarıyla serinletmelidir. Gerçekçi olduğu kadar bir o kadar zıt uyanışlar yaratmalıdır zihinlerde.

Diğer taraftan uluslar arası bilgisayar ağı, bilgi- kültür ilişkisinde lokomotif rolü görmektedir. Buna bağlı olarak şiiri evsel bütünlük içinde değerlendirmeli ekonomik-siyasi-bilimsel gerçekliklere açık olmasını sağlamalıdır.

Yapay gerçeklerin ve gerçek ihtiyaçların iç içe olmasında dolayı normların gözden geçirilmesi ve bunun yazılı sanata da yansıtılması kanısındayım.

Buraya kadar az çok tamam diyelim, peki şair-yazar bu sanatın neresinde?

Kendi içinde gerçekten iyi olmaya çalışanlar çok ama doğru adına, gerçeklik ve algıdaki doğru her zaman örtüşmeyebiliyor maalesef. Günümüzde evrenin yaşadığı gibi; en iyi seçim bazen kötü şartlarda en kötü sonuçları doğurabiliyor. Tıpkı Amazonlar gibi… Kuraklık nasıl tersine döndürüyorsa doğru bildiğimiz gerçekliği işte öyledir yazarın yanılgısı.

Hiç kimse sen de kimsin, bunlar nereden çıktı demesin, iyi düşünsün önündeki sofrada kurulu olanları. Kimi tutturmuş bu tarz iyi, kimi de sentez teranesi okur. Kimi der akım, kimi der yalın. Kimi meşki alır gider, kalemi susunca işi gücü siyasi demagoji. Edebiyat adına, gerisini toplayana da aşk olsun hani.

Peki, nedir tartıştıkları-paylaşamadıkları?

“cibilliyetsiz yasa(k)lar mücrim
dipsiz fiske sakat atın yanağında
tımarsız dedi insansı kavim ”

Geçtiğimiz çağda durağanlaşmış sanatın, pekişmiş yüzünü, perçinlemekten öte bir adım değildir tartışılan. Hep bir önder, hep bir model önüme geldi tüm yazılı ve sözel ortamlarda.
Oysa onların şartları ile bizimkiler aynı mı? Bakıyorum insanlarda bir dönüş süreci başlıyor. Bunu kalıplaştıran kimler dersiniz? Neden ayak uydurmakta direniyor insanlık? Çünkü toplumun dinamiğini sağlayan aydın kesimdir ki özellikle edebiyat ve şiirdir başı çekmekte. Bu zümre eğer geçmişten paçasını sıyıramamış ise, içinde evrenselliğinin temelini oluşturamadıysa, yaşadıkları toplumların daha ne yapması beklenebilir ki.

Öncelikle şair-yazar, velhasıl aydın kesim çağın gerçekliklerini – gereklerini tespit edip kabullenmeli ve sindirmelidir.

İnsanlık yeni bir dünyada, kim neden, ne düşünüyor bilmek istiyor. Yeni bir evrim süreci yaşanıyor ve önünde yürüyen sağlam ayaklar görmek istiyor.

İnsan çok sesliğin hüküm sürdüğü, uç bütünlüğün hedeflendiği bu haraketliliğin içinde zıtlıklar arasında kendini yaşamak istiyor.

“kanatlanır tüm dünya uçar ardımı unuturum
dilim eğreti bulut maval “

Nedir şiirin çilesi? Aslında bu güçlü figürlerin ve muhteşem sentezin sahnesinde, bilinçli gözlemler ile insancıl çizgide, hacimli bir edebi oluşum yakalamak gayet mümkün. Ta ki bireylerin önündeki taşları çoğaltmaktan ziyade temizleme gayreti içinde olalım. Aksi takdirde edebiyat adına şiirin geleceği gerçekten “içler acısı.”

“Ve bir
Ve hiç
Kel kör yuvarlandık
Çekilin yoldan…”

Habibe E. Ağaçdelen

Okunma Sayısı: 52

Yazarın Diğer Yazıları

Murphy Hemşireden, Ayşe Hemşireye; Ayşe Hemşireden Murphy Hemşireye Mektup

  Merhaba sonsuz aşkın çocuğu   Günlerden İzmir / gecelerden ateşten Gömlek   Anlaşılan yeni...

Zamanı Kalbinden Vurmak

“Kitap çıkarmak için büyük bir yayınevi arıyorsanız ve “KİTAP ÇIKARMAKTAN ÇOK, TANITIM ÖNEMLİ” diyorsanız doğru...

“Türk; Övün, Çalış, Güven.”

“Türk; Övün, Çalış, Güven.” İnternette bu önemli sözün sıralamasını beğenmeyen bir yazıya rastladım ki gerektiği...

Evlilik

İnsanlar değişmez, olaylara karşısındaki düşünce yorumları değişir bunun adı da tecrübedir. Temel, karakter yapısı asla...

 Hiçlik ve Nihilizm

İnsanlar şartlı dünyada yaşarken gördüklerini hep farklı birimler olarak algılamaktadır. Yaşadığı dünyada ne ışık, ne...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. admin dedi ki:

    Aramıza hoş geldiniz Habibe Hanım, güzellikler dileğimizle.

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı