Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Sayın İnce; Sayın Kılıçdaroğlu; (Bölüm (4)

KAMUSAL TEPKİLER
Mehmet Halil ARIK

09 Temmuz 2018 00:03

Yorum Yapılmamış

4. mektubumuza ulaştık ama ne yazık ki sözlerimizin sonuna ulaşamadık. Çünkü sorunlar hem büyük hem de karmakarışık. Üstelik gelen her yeni gün daha büyük ve daha kaygılı, endişeleri beraberinde sürükleyip getirmekte. Yasasızlıklar toplandi “yasa” oldu. Eğitim zaten “adam etmek” hüviyetini çoktan kaybetmişti, şimdi “insan etmek” meziyetlerini de kaybetti. Cehalet üzerine kurgulanmış ferasetiyle karanlıklar sultanına eleman yetiştirme üzerine kurgulanmış programını adaım adım hayata geçirdi, neredeyse tamamladı.
Ekonomi, kırlara salınmış yılkı atı sanki. Başı boş. “Borç yiyen kesesinden yer” ilkesiyle geldiği durumda artık borç da bulamaz olmuş veya alınan borçlara karşılık ülkenin öz varlıklarından nelerin rehin verildiği belirsiz.
Sağlık, ya Allah’a emanet, ya da hastaları “müşteri” kabul eden soygun düzenine…
İşsizliğin boyutunu TUİK bile bilmiyor. Bakanlar çoktan görmez olmuşlar da, bakmıyorlar bile bakmaları gerekenlere… “Neden böyle oluyor ben de anlamıyorum” diyen basiretsiz kişiliklerin elinde kiralık esarete verilmiş akıl, izan ve vicdanlar…
Demokrasilerde her haksız kararı “cinayet” sayılan hukuk, artık sıradan ve herkesin gözleri önünde kendi ilkelerini katlediyor hergün, her saat, her dakika…
Ve ben de kalkmış, dikilmiş bunca tüy üzerinden hazımsızlığımı örnekleriyle siz sayın büyüklere anlatmaya çalışıyorum. Oysa sizler bunların dik âlâlarını bilmek durumundasınız… Biliyor olduğunuzu bizler de biliyoruz. İsyanımız da burada başlıyor zaten… Ve diyoruz ki; “Ülke devasa boyuttaki sorunların içine itilmişken, ülkenin rejim adına, varlık adına, saygınlık adına geleceği karanlıklar içine sürüklenmişken… huzur ve güven ortamı sıfırlanmışken, mücadele alanı iki “ihtirasın” sahiplenme insafına bırakılan koltuk mu olmalıydı? Madem ki her ikiniz de bu konuda kendinizi “yetkin ve arzulu” hissediyorsunuz, birlikte ekip başı olsaydınız ya? Umut olabilmenin, ışık olabilmenin yollarını arayıp bulsaydınız ya? Her gün eleştirip, demokrasilerde bukadarı da olmaz diyarak yerden yere vurduğunuz “TEK ADAMLIĞA” soyunmasaydınız?.. Yan yana paylaşılmış bir koltuğun hem ülkeye hem dünya siyasetine örneğini sunsaydınız ya!?…
Ve bir şey daha!…(Aslında o “bir şey daha’lar” biter tükenir gibi değil) Onursal başkanlık teklifinin (tam da bu dönemde) kime yapılması gerektiği açık değil miydi?
Sayın Kılıçdaroğlu şimdi söz arasında bir sözüm size: Ömür boyu sağlıklı ve uzun ömürler dileriz ama, Sayın Baykal’a onursal başkanlık önerilseydi de, Antalya gibi bir yerden daha genç, bilgili ve dinamik bir “neferin” yetişmesi sağlansaydı ya!.
Şimdi de sözüm size Sayın İnce; Onursal başkanlığı (günü geldiğinde) Sayın Kılıçdaroğlu’na götürmek için mi, Baykal’a bu teklifin yapılmasına karşı çıkmadınız?
Konu sapmasın… Biz konumuzun özüne sadık kalarak sürdüreceğiz açık mektubumuzu… Liyakat konusu da bir sonraki mektuba ertelendi.
Bir at döne dolaşa bir ülkeyi kurtarırken, küçük hataların (yerine göre) bir ülkeyi batıracağını nasıl olur dada göremeyiz. (Devam edecek)
8 Tem. 2018
Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci

Okunma Sayısı: 24

Yazarın Diğer Yazıları

Pislik Bulaşıcıdır Biliyorduk da…

Utanmazlığın boyut tanımazlığı yaşanıyor ülkemizde. Rüşvetin parmakla aklandığı ülkenin adı demokratik hukuk devleti olsun. Emirle...

Bi Git Artık!… Giiit!…

Biri var ki… “Dostlar başına” değil…  Belki sizler, düşman başına dememi bekliyordunuz ya; öyle de...

Ha Gayret

Özgürce yaşam; Akıl, izan, vicdan pınarından sulanan, Kula, kuldan değil!… Doğrudan… doğadan armağan!… İnsanlığın aynasıdır...

Adam Harcamanın Dayanılmaz Hafifliği

Büyüklerimizden; “Büyü de adam ol!” tembih ve telkinini duymayanımız yoktur. “Adam olmayacağım!” deyip direten, var...

Bozuk Kararların Asli Sahibi Kim?

Ortaçağdan bu yana, aklın, izanın ve vicdanın hepten devre dışı bırakıldığı bir başka ülke var...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı