Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Prof. Dr. Nurullah Çetin ile Şiir Üzerine Hasbihal


02 Eylül 2010 00:02

Yorum Yapılmamış

Prof. Dr. Nurullah Çetin ile Şiir Üzerine Hasbihal
5 Ekim 2007 tarihinden itibaren, Türkiye Polis Radyosu’ndaki İmbikten Damlalar adlı programımda, her Perşembe saat 21.00–22.30 saatleri arasında bir özel konu belirleyerek, Türk edebiyatının seçkin kalemleri ve şairleri ile sohbetler yaptım. Bu sohbetlere edebiyat tarihine düşülmüş notlar olarak bakabilirsiniz. İşte, 7 Şubat 2008 Perşembe günü, Prof. Dr. Nurullah Çetin ile şiir konusunda yaptığım sohbetin deşifre metni:

Prof. Dr. Nurullah Çetin ile Şiir Üzerine Hasbihal

M. Nuri PARMAKSIZ: Şiir en zor sanat dallarından biri ve de şair olmak zor. Şiir üzerine sizin onlarca makaleniz var. Bu konuya en vakıf olan araştırmacılardan birisiniz. “En iyi şair diye tanıdığımız çokluk, yazdıklarını en merhametsiz şekilde tasfiye edendir” diye bir düşünce var. Siz buna katılıyor musunuz?

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Evet tabiî ki, çok güzel bir söz; çünkü şiirin öbür yazı türlerinden temel bir farkı var. Şiir fazla söze, kalabalığa gelmez; o sözün son derece de cevher halini almış şeklidir. Dolayısıyla nesir türlerinde, fuzuli bir kalabalıktan söz edebiliriz ve bu durum şiirde tasfiye olur. Şiirin büyüsü de, buradadır zaten. İnsanlara olan etkisi, ortaya koyduğu bu büyük vurgu, yankı da buradan kaynaklanır. Dolayısıyla şairin, toplumun ortak anlaşma dili olan bu geneldeki konuşma ve yazı dili üzerindeki tasarrufu, onu çok güzel bir şekilde işlemesi tasfiye etmesi bu çok zor bir şeydir. Bu bakımdan, soruya konu olan cümle, son derece güzel bir cümledir.

M. Nuri PARMAKSIZ: Bu cümle bize, biraz da, Yahya Kemal’i ve onun mükemmeliyetçiliğini hatırlatıyor diyebilir miyiz?

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Evet, Yahya Kemal şiirlerini uzun bir döneme yaymıştır, bazı şiirlerini 40 yılda tamamlamıştır. Şair, sözü en uygun yerde söyleyen adamdır. Kelimeler öyle yan yana gelecek ki, başka türlüsü olmayacak.

M. Nuri PARMAKSIZ: Siz kelimelerin dizilişinden, yani şiirde formdan bahsedince, birden rahmetli Mehmet Kaplan’ı hatırladım. Onun bir sözü var, sizde bilirsiniz. “Her şiir kendine has form ister” derdi Kaplan. Bu sözü biraz açarsak daha iyi olur kanaatindeyim.

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Şimdi bu güzellik dediğiniz cevher, sadece sözde değil güzel sanatların hepsindedir. Gizlenmiş bir haldedir. Sanatçı, gizlenmiş haldeki cevheri çıkarabilen kişidir. Şiirde mana meselesi biraz farklı algılanıyor aslında. Şiirde mana diyebildiğimiz şey, esas olarak duygudur. Yani insanın varlıklar karşısında duygusal tepki verme şeklidir. Şiir sadece insana özgüdür. Şiirde şekil dediğimiz şey, mısraların düzenlenmesi belirli bir sisteme anlayışa göre tasvir edilmesi demektir.

M. Nuri PARMAKSIZ: Şiir nedir konusunda Nurullah Ataç, “şiir sadece seste ya da manadadır” diyenlere katılmıyor. Siz, şiirde ses ve mana konusunda ne düşünüyorsunuz?

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Bu doğru bir söz; çünkü şiir sadece mana değil, sadece ses değil; bütün unsurların şiirde kolektif olması gerek, bunun böyle olması şiirdeki ahenkli, ve uyumlu yapıyı ortaya çıkarır. Yani hepsi birbirine bakan, kollayan unsurlardır. Bunlar dolayısıyla sözün değiş haline gelmesi değil, duyuşun değiş haline gelmesidir. İnsanlar tabi herkes bir takım düşünceler üretir, duygular ortaya koyar. Fakat bu duyuştur bunun değiş haline gelmesi sanata bağlıdır. Duyuş aşaması daha çok yaratıcılıkla ilgili bir şeydir. Her insanın bir duyuşu vardır; fakat onu değiş haline getirebilmek bilgi ve çaba ister. Dili kullanabilmek dilin bütün niteliklerine vakıf olmak bir eğitim, bir bilgi süreci gerektirir. Bu tabiki zor. Dolayısıyla insanlar doğuştan getirdikleri kabiliyetler ile yetinmek durumunda kalıyorlar. Çaba tarafına fazla değinmiyorlar. Problem burdan kaynaklanıyor.

M. Nuri PARMAKSIZ: Yahya Kemal, yeteneğin geliştirilebilir bir şey olduğundan bahseder. Ben de sizinle aynı fikirdeyim. Şiir için gerekli olanlardan birisi de, bilgi ve birikim. O zaman bu noktada, son zamanlarda tartışılan bir konuyu size sorsam ve “Şiirin Okulu olur mu?”desem, ne dersiniz?

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Şimdi tabiî ki, sanat dünyasında da bu tür tartışmalar çok yapılıyor. Yalnız bu tartışma yapılırken sanatçıya özgü birtakım aşırılıklar da yapılıyor. Yapılan her işin tekniksel ve tarihsel bilgisi vardır. Bir de o işi yapabilecek olan kapasite vardır. Fakat özellikle Tanzimat’tan sonra modern Türk Edebiyatı Döneminde bir serbest şiir diye bir şey çıktı. Fakat bu serbest şiir de, bilgiye ve birikime dayalı bir şey aslında. Kafiye bilmeden, nazım şekli bilmeden, vezin bilmeden şiir olmaz. Bütün bu bilgileri hazmetmek daha sonrada, bu bilgileri bir tortu halinde beynin arka planına atıp onun yansımalarını ortaya koymaktır şiir. Yani şimdi geleneksel şair şiirini ahenkli kılabilmek için birtakım teknik yöntemlerden faydalanıyordu. Kafiye kullanıyordu vs. Ancak dediğim gibi bütün bunlar şairin bilgi birikimiyle olur.

M. Nuri PARMAKSIZ: Biraz daha şiirde anlam meselesini açalım isterseniz. Günümüzde de hâlâ tartışma konusu olan bir edebi akım var: “İkinci Yeni.”. Siz “İkinci Yeni” şiiri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Genel olarak şunu söyleyeyim, şiirde anlam dediğimiz şey, şairin dış dünya ve iç dünyası arasındaki tepki vermesidir. Bir filozofun felsefi beklediği bir anlamı biz şairlerden bekleyemeyiz. Şimdi “İkinci Yeni şiirinde anlam geri plandadır” diyenler, esas olarak bunu ortaya koymaya çalışmışlardır. Yani kendilerinden önceki şairlerin daha çok mesajı, bilgiyi, düşünceyi ön plana çıkartmalarına tepki olarak ve anlamı geri plana itmektir. Oysa hiç bir şey anlamsız değildir. En anlamsız şiirler bile kendi içlerinde bir anlam taşırlar, bu da bir mesajdır.

M. Nuri PARMAKSIZ: Hocam şiir konusunda yaptığımız bu güzel sohbet ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Asıl ben teşekkür ederim. Yaptığınız son derece verimli bir iş. Ben de, sizi tebrik ediyorum ve başarılar diliyorum.

Okunma Sayısı: 34

Yazarın Diğer Yazıları

Türk Edebiyatında Mektup Geleneği

Mektup, “Bir şey haber vermek, bir şey sormak veya istemek için, birine çoğunlukla posta yoluyla...

Ses ve Ahengin Önemi Üzerine

SES VE AHENGİN ÖNEMİ ÜZERİNE “Onlar ki kelâma can verirler” Şeyh Galip Her şair az...

Unutulmuş Bir Şair: Asaf Halet Çelebi

UNUTULMUŞ BİR ŞAİR: ASAF HÂLET ÇELEBİ “Bir aynada bambaşka zamanlar gördüm Geçmiş gelecek bir sürü...

Süveydâ’ya Mektup(XVI)

“Gamzende gizli bir dünyâ, kaşından öte yol mu var?” İdealsiz ve öylesine yaşarken, kaderin cilvesiyle...

Cahit Sıtkı Tarancı ve Şiir

ŞAİR OLMAYI MEFKÛRE EDİNMİŞ BİR ADAMIN ŞİİR GÖRÜŞLERİ CAHİT SITKI TARANCI (Bu makale, Tasvir Gazetesi...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı