Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Paraya Tapan Sistemin Sonu


20 Kasım 2018 00:02

Yorum Yapılmamış

Her ellediğin altın olsa altın bir ekmeği nasıl yersin, altına dönen suyu nasıl içersin?Paraya tapma kültürünü yok etmedikçe dünya kurtulamayacak.

BBC’de bir belgesel başladı. “Gizli İyilik Melekleri” adında. Milyarder iş adamlarının iyilik yapmak için sadece çek kesmenin anlamsızlığını kavramaları…”hayatta kalıcı bir miras bırakmak için” diyorlar….

Vakıf, dernek gibi iyilik, yardım için kurulan bir çok kurumun yolsuzlukla çalkalanması nedeniyle kimliklerini gizleyerek yardım edecekleri kurumlara gitmeleri, birlikte yaşamaları gözler önüne seriliyor. O kurumların başındaki insanların samimiyeti, kişiliği ortaya çıkıyor.

Örneğin İngiltere’de küçük bir şehirde bir kadının kurduğu bir vakıf zeka özürlü çocuklara destek veriyor. İşadamı oraya yıkık dökük her şeyi onarmak adına gidiyor, inşaatçı unvanıyla. Hem çocuklarla, hem aileleri ile hem de vakıfta çalışanlarla yaşayarak onların sorunlarını çözecek gerçekçi çözümler üretmeye, ona kaynak ayırmaya çalışıyor.

Dünyanın farklı yerlerine gidiyorlar. hayatını gerçek anlamda değiştirmek istiyorlar.

Tüm dünyayı esir alan kapitalizm ve bencillik iyiliği yeniden keşfediyor. Gelişen iletişim teknolojileriyle tüm kültürleri yozlaştıran, dizilerle yaşamları tek tipleştiren, estetik ve moda ile benzerler oluşturan, kendi kokusunu unutan insanın kendine yabancılaşmasını yaygınlaştıran, paraya tapan sistem insanı taşıyamıyor artık. İdeolojilerle insanı yok eden anlayışlar paraya tapma ile birleşti ve iyilik günlük hayatın dışına atıldı.

Dilenciye para vermek veya sonsuz alış verişten arta kalan istemediğin eşyaları dağıtmak iyilik değildir. Baştan savmacı bir suçluluk duygusu tatminidir.

Paranın esiri olan insan idealden koptu. Hiçbir ideale bağlanmayan insanın boşlukta başıboş dolaşan bir gezegene dönüşmesi sonucu insanların yaşamı felaket senaryolarına dönüştü.

“GÜÇ VE PARA” BALYOZU!

Geleceği belirsiz korku ormanında gezinir gibi…..

Masalı, ağacı, çiçeği, kırları, dağları olmayan çocukluk….

Düşleri, platonik sevdaları, idealleri, geçmişi olmayan gençlik….

Çocukların aileye, ailenin çocuklarına yabancılaşması…

Masal anlatmayan, mis kokulu kurabiyeler, börekler pişirmeyen anneanneler babaanneler….

Aile gelenekleri, yemekleri olmayan, ritüelleri kaybolmuş “dizi film” tadında hayatlar….

Her aile soy ağacına, tarihe, geçmişe, sorunlara ve güzel günlere sahiptir. Bunları anlatmazsanız kimse geçmişini bilmez. Nereden geldiğini bilmeyen genç ve çocuğun yetişkinlerden öğrendiği “güç ve para” balyozu!

Herkesi değerlendirdikleri kriter sadece bu ….

Oysa eskiden namuslu ve saygılı diye bir erkek damat alınırdı, terbiyeli diye gelin alınırdı, aileler değerleriyle övünürdü.

Aile değerleri öğretmeyi bırakınca yoksul eğitim sistemi zaten yetersizdi. Toplum değerlerinden kopunca kültür ölüme yattı.

Türk felsefesi başkasına yardım etmeyi tasavvufla da hayata taşımıştır.

“Yok olmayı istemiyor musun,

İyi şeylerden evladın olsun.

İyiliklerin bükülmüş ipliğindir kalan,

Odur dünyaya direk olanların canı.” Der Mevlana.

İyilik üstüne söylenmiş çok sözümüz vardır. Eski yüzyıllardan başlayarak her yüzyılda okuduğum seyahatname, ve anılarda Türkler için hep” yardımsever, misafirperver, iyi, kibar” değerlendirmesi vardı. En düşman kimlikler bile hakkını veriyordu birkaç satır bile olsa.

Yakın geçmişte yaşadığımız ağır propaganda, pkk gibi terör örgütü destekçisi emperyalist politikalar psikolojik harekatla toplumu paralize etti. Devleti yönetenlerin milli kimlik ve kültürden kopmasıyla kafası karışık insanlar çoğaldı.

Bu iyiliğe de yansıdı. İyilik yapana “senin ne çıkarın var?”, iyilik yapma teklifine “benim ne çıkarım var?” sorusu hakim oldu. İyiliğe gönüllü olmayan insanlar televizyonda görünmek için, “desinler” ahlakıyla görüntüyü kurtarıyor. Ama toplumsal iyileşme, gelişme ya da iyilik hareketine katılmıyor. Dedikodusunu yapıyor sadece. Hatta çelme takıyor. Kişisel çekişmeler iyiliğin yerini alıyor. İnatlaşma en büyük meziyet gibi zıp zıp zıplıyor ortada!

İyilik toplumsal idealler içerir. Herkes kendi hayatı içinde bir şeyler yapabilir. Parası olan iyilik yapar diye düşünenler var. O para verme eylemi, iyiliği içselleştirme değil.

Annem ben ilkokuldayken İzmir’e yakın köylere yiyecek götürürdü. Kimsenin yapmadığı bu eylemi onunla yaşadım, köylü kadınlarla konuştum, evlerine girdim.

PARAYA TAPMA KÜLTÜRÜNÜ YOK ETMEDİKÇE…

Bu çocukluk eğitimidir. Bencil yetiştirdiğiniz ne isterse önüne yığdığınız, yaşadığı toplumla en ufak iletişimi olmayan, otobüse binmemiş çocuklarla ideal olmaz. Toplumsal gönüllülük yeşermez. İyi dil bilen, diplomalılar olurlar. O kadar!

Manipüle etmek çok kolaydır.

“Fikir ve gaye yokluğu insanın cesaretini kırar, onu uyuşturur ve zayıf düşürür”der İsmail Gaspıralı.

Erdemli olmadan iyi olamazsınız.

Toplumsal çöküşten çıkış toplumsal gönüllülük, sorunlara sahip çıkmaktır.

Göçmenleri soyup, bayıltıncaya kadar dövüp Edirne’ye gönderen Yunanistan günümüz çöküşüne güncel bir örnek.

Düşmüş olana elinde güç olanın vurması, ezmesi ne kolay….

Narsizmi yenmek zorundayız. Kendine hayran budalalık insanlığı çökertiyor.

Paraya tapmanın sonucu dünya ormanlarını, hayvanlarını, çiçeklerini, dağlarını kaybediyor.

Midas’ın Kulaklarını da mı okumadınız?

Her ellediğin altın olsa altın bir ekmeği nasıl yersin, altına dönen suyu nasıl içersin?

Paraya tapma kültürünü yok etmedikçe dünya kurtulamayacak.

Nevval Sevindi

Odatv.com

Okunma Sayısı: 70

Yazarın Diğer Yazıları

Çocuk Yetiştirmede Neredeyiz?

Bir milleti sürü olmaktan çıkaran milli eğitimdir. Bilimdir. Türkiye’nin acıyla yoğrulan gündeminde temel sorunlara ilişkin...

Gagavuz Türkleri İle İlgili Hiç Bilmediğimiz Gerçekler

Gagavuzya’yı yıllar önce gezdim, sanırım o dönemde hiç bu konuda kamunun bilgisi yoktu. Antropolojik zenginliği...

Türkiye Artık Türk Değil mi?

Türk kültürünün özelliklerini, tarihini, kahramanlarını, kurtuluşunu ve emperyalizme kafa tutuşunu ve rol model olmasını sindiremeyen...

Acı Ama Gerçek Üniversitelerin Hali bu

İlk 500 içinde Türk üniversiteleri yok. Bu herkesin dilindeydi. Neden yok? Nedeni anlamak için epey...

Yalnız Bugünün Meselesi Değil, Dinozorlar Bile Kanserden Çekti

Bu sene de ESMO (Avrupa Medikal Onkoloji Topluluğu) kongresi Münih’te gerçekleştirildi. 19-23 Ekim arasında ESMO’ya kayıt...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı