Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Özelleştirme Bir IMF Politikası Değil miydi?

EDEBÎ GÜNDEM
Ahmet SARGIN

08 Ekim 2019 00:03

Yorum Yapılmamış

Son günlerde bir IMF tartışması aldı başını gidiyor. Önce muhalefet: “Hükümet gizli- saklı IMF yetkilileri ile görüşüyor! ” Tezini ortaya attı. Sonra muhalefetin gizli saklı IMF temsilcileriyle görüşüp toplantı yaptıkları haberlere yansıdı. Bu tartışmayla siyasiler Kamuoyuna kirli bir haber bıraktılar!.. Bana kalırsa, kimin görüşüp kimin görüşmediğinden çok, IMF temsilcileriyle neyin konuşulup neyin görüşüldüğü önemlidir? Acaba kimlerle ne gibi bir pazarlık yapıldı ve Türk ekonomisi üzerine ne gibi oyunlar oynanmak isteniyor? Ele alınması gereken konu bu!

Türk ekonomisi üzerine şu iki tez üzerinden kirli bir tartışma yürütülüyor: Muhalefetin tamamı Türk ekonomisi bitti -bitiyor, kazanın dibi göründü (!) havasıyla toplumu yönlendirmeye ve mideleri bulandırmaya çalışıyor. Hükümet kanadı ise ekonominin rayında gittiğini ve şu an itibariyle Türkiye’nin gelişmekte olduğunu ısrarla vurgulamaya çalışıyor. Hangisi doğru, anlaşılır gibi değil! Nasıl oluyor da birinin ak dediğine diğeri kara diyebiliyor ve Türkiye kamuoyu niçin böyle bir konuyla oyalanmak istiyorlar? Türk ekonomisinin gelişmesi niçin- neden tartışılmıyor?..

Bunun adı kirli bir politika mıdır, yoksa vatanseverlik midir? Amaç siyasi bir yarış mıdır bilmem ama, birinin ak dediğini ısrarla diğeri kara diyorsa bunda bir iş olmalı!.. Bu bir siyasi manevra olabilir ancak; asla vatanseverlik olamaz!.. Niçin mi? Bu milleti kandırmaya, yalan haber üretmeye ve ekonomi ile vurmaya ne hakkınız var? Siz cadı kazanı mısınız be arkadaş? TBMM demek ülke sorunları üzerine ve Türkiye ekonomisi üzerine fikir üretme ve tedbir alma makamı demektir!.. Bu dedikodular hayat pahalılığını körüklüyor, fiyatları artırıyor. Türkiye’nin itibarını zedeliyor, birilerin ekmeğine yağ sürüyor. Zamla bu millete zulmediyorsunuz!

Şüphesiz ki konum bu değil, konum şu: Özelleştirme bir IMF politikası mıdır? Evet!.. Hükümet IMF ile kapıları kapattık, IMF’ nin aklına ihtiyacımız yok demiyor mu? İşte bunu alkışlarız. Türkiye kendine has yerli ve milli bir politika üretmeli deriz. Bu tamam da, özelleştirme politikası, halen niye devam ettiriliyor, buna aklımız ermiyor işte!

Özelleştirmede neyi iddia ettik: “Üretim yapan kurumlar hantallaştı, zarar ediyor, devlet zarara uğratılıyor!” Buna amenna deriz. Zarara uğratılan kurum kapatılır. Bizi zarara uğratmayan, kar getiren kurumlar da vardı; onları niye özelleştirdik ve halen özelleştirmeye devam ediyoruz? Sorumuz bu!.. Özelleştirme de kurumları kime ve kaça satıyoruz, irdelenmesi gerek nokta da işte bu…

Türkiye Elektrik Kurumu, PTT, Devlet Üretme Çiftlikleri, Şeker Fabrikaları, TİĞEM, TMO, MKEK; ETİ MADEN; TPAO, TTK, DMO gibi ( vs.) buna benzer birçok kurumumuz vardı ve zarar değil kar ediyorlardı. Dahası zarar eden kurumlar üzerinde çalışıp zarar etmelerinin nedenlerini ortadan kaldırıp buraları kar eden kurumlar haline getiremez miydik? Kesinlikle mümkündü! Devlet ne yaptı; birçok kurumu zarar ediyor diye düşük fiyatlarla özel kurum ve şirket sahiplerine sattı. En garibi de bir kısmını yabancılara sattık. (Bunları doğru politika diye savunmak insanların aklı ile alay etmek olur!)

Özelleştirme bir IMF politikası mıydı? Evet! Biz IMF ile ilişkileri kestik mi, evet. O halde bu özelleştirme halen niye devam ediyor; ben de bunu sormak istiyorum. Bir ülkenin kaynakları birilerine niye peşkeş çekilsin arkadaş? Ülkemizin zengin yerli kaynakları var mı, var. Yer altı madenlerimiz var, turizm değerlerimiz var ve bunları biz işletip kar eden kurumlar haline getirsek ekonomimiz için çok daha iyi olmaz mı?

Devlet fabrika kurmaz, politikası da YANLIŞ! Devlet millet işbirliği ile fabrika kurmalı, milletin evlatları da bu fabrikalarda harıl harıl çalışmalı! Fabrikaların kurucu büyük ortağı da devlet olmalı. Zarar etmesine de asla göz yumulmamalı! Devlet baba öncü ve destekleyici kuruluş olmaya devam etmeli. Mademki özelleştirme bir IMF politikası idi, biz de bu IMF yle ilişkilerimizi kestik; o halde IMF politikası olan özelleştirme yanlışını halen niye devam ettiriyoruz? Sorum bu…

Yerli ve milli ekonomi politikası, devlet – millet iş birliğini gerektirir. Yerli ve milli kaynakların değerlendirilmesi ve ülke ekonomisine kazandırılması şarttır. Bunların başında madenlerimiz geliyor, bunların başında PTT, Türkiye Elektrik Kurumu geliyor; bunların başında yerli ve milli tüm kaynaklar geliyor. Devlet bunlara sahip çıkmak zorunda. İfade ettiğimiz gibi devlet- millet iş birliği ile işletilmesi gereken kurumlar var.

Sözün özü: Özelleştirme IMF dayatmasıyla başlatılmış yanlış bir politikadır. Ülkenin kaynaklarını bir yerlere peşkeş çekme (milli kaynakları yağma ettirme) hadisesinden başka bir şey değildir! Siyasiler olarak yerli ve milli politikalar üretmek zorundayız. Devlet milletine destek ve güven vermeli, millet de devletine sahip çıkıp omuz vermeli diyoruz.

Türkiye yer altı ve yer üstü kaynakları ile zengin bir hazine konumundadır. Bu topraklar, bu kaynaklar doğru kullanılır ve milli bir politika takip edilirse, ülkemiz dünyanın en güçlü ve en kalkınmış ülkeleri arasındaki yerini alacaktır. Biz buna inanır, bunu deriz. Ülkenin tüm yerli ve milli kaynaklarına sahip çıkılmalıdır.Aydınlarına, vatan severlerine, haysiyetli ve namuslu insanlarına, ehliyetli, liyakatli çalışkan insanlarına sahip çıkmak zorundadır!..

Yabancı yatırımcıya ve yabancı iş adamlarına ihtiyacımız yok mu? Elbette olacaktır; bizim yurt dışında yaptığımız yatırımlar gibi ( özellikle sanayii ve teknoloji alanında) yabancı yatırımcının ülkemize gelmesi ve yatırım yapılmasını da teşvik edip kolaylaştırmak zorundayız. Ancak yerli ve milli kaynakların değerlendirilmesinde devlet- millet işbirliğini gözetip ekonomik değerlerimizi çarçur ettirmememiz vatanseverliğimizin gereğidir!..

Zengin kaynaklara sahip olan bu cennet ülke, Türk Milletini besleyip koruyacağı gibi Türkiye sevdalısı tüm Türk Cumhuriyetlerini de destekleyip kalkındıracak bir güce sahiptir! Türk ve İslam dünyasının umudu olan bu köklü devleti ayağa kaldırmak, yerli ve milli politikalarla mümkün olacaktır. Türkiye Topluluğu yerinde bir kavramdır: ehliyet ve liyakat sahip vatan ve millet evlatları göreve hazırdır: partizanlık bir kenara atılıp vatanını seven Türk aydınları göreve davet edilmelidir! Davet etme yetmez: Onlara da devlet kademesinde görev verilmelidir.

Okunma Sayısı: 22
Kategori: Ahmet SARGIN

Yazarın Diğer Yazıları

Şeref, Haysiyet, Namus ve Ahlak

Şerefli ve onurlu İnsan olmanın Vasıf’ları vardır bunlar. Bir insanın en önemli vasfı onurlu ve...

Zaman Birlik Zamanı-Zaman Dua Zamanı

Türk Ordusu bir noktaya kilitlenmiş durumda: Ülkemizin güneyinde Suriye sınırlarında ölüm kalım mücadelesi veriliyor. Kalbimiz...

Her Şey Vatan İçin- Vatan Sağ Olsun!

Vatan, bir Müslüman’ın her şeyidir. Çünkü din, namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler ancak...

İslam’ın Ilımlısı Olur mu?

Yıllarca ılımlı İslam diye bir şeyi gündemde tuttular. Din adına hareket ettiğini söyleyen kötü niyetli...

Gizli Zamlarla Millet Ekonomisi Felç Ediliyor!

Ekonomi iyi yolda gidiyor, yüz güldürüyor diye siyasi iradenin açık Açık beyanatları var! Muhalefette ekonomi...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı