Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kumru


14 Şubat 2019 00:03

Yorum Yapılmamış

Kumru, bir kuş türünün adıdır ve işitene sevimli gelen, güzel çağrışımlar yaptıran bir kelimedir. Kulağa hoş gelir, ahenklidir. Ama biz “kumru” kelimesini hepsinden öte bir yerleşim yeri olarak ele alacağız. Kumru’nun geçmiş ve günümüz yaşantısını; fiziki ve sosyal hayatını dile getirmeye gayret edeceğiz.
Şehrin adının nereden geldiğine dair ilginç bir söylence vardır. İlk olarak çocukluğumda duymuştum bu söylenceyi. Bana; şimdi yaz aylarında rahat bir nefes alabildiğimiz, lezzetli balıklarını yiyip, çaylarını içtiğimiz Kınalı Çay Bahçesini işleten Faruk ağabey anlatmıştı. “Eskiden burada deniz varmış. Deniz zamanla çekilmiş kumu kalmış buraya önce Kumlu denilmiş. Kelime zamanla değişerek Kumru olmuş.” Şehrimizin yüksek bir köyü olan Divani Kayabaşı yakınlarında gemi bağlama demirinin olduğu da söylenilir. Bu da şehrin adının nereden geldiğini adeta destekler niteliktedir. Ayrıca ilçenin, tarihteki Kumanlar’la ilgisi olduğu da söylenir.
Kumru ilçemiz, denizden otuz beş kilometre içeridedir. İlçeye girişte sizi, sağ tarafta yer alan Yarbaşı kayalıkları karşılar. Bu kaylar, katman katmandır ve çok yüksektir. Eskiden, idam mahkûmlarının gözlerinin bağlanarak buradan atıldığı söylenir. Şimdi bu kayalıkların zirvesinde bulunan fındık yeşili ve kalpli “Kumru” yazısı şehre girenlere “hoş geldiniz” der. Kayaların eteklerinden Elekçi ırmağı kâh yorgun kâh coşkun bir şekilde süzülerek denize doğru yol alır.
Elekçi ırmağı; adaletli davranarak şehri, hemen hemen eşit sayılabilecek iki parçaya ayırmıştır. Yaz aylarında ırmağın suyu biraz azalır ama yaylaların serinliğini, berraklığını şehre taşır. Yazın çoluk çocuğu balık tutarken, yüzerken ırmak boyunca görmek mümkündür. Küçükken ben de bu ırmakta, çok balık tutup, yüzmüştüm. Şimdi iyi ki de bunları yapmışım, diyorum. Çünkü insan çocukluğunu yaşamalı. Bulunduğu şehrin nimetlerinden faydalanmalı. Bu anılar kalıyor geriye ve düşününce insan mutlu oluyor.
Irmak üzerinde araçların geçebileceği üç köprü var. Bir şehir için köprüler çok önemlidir. Adeta şehrin simgesidir onlar. Kim bilir bu zamana kadar üzerinde durup eşi dostu ile kimler sohbet etti, alışveriş yaptı; bu köprülerden kimler gelip geçti? Yaz aylarında berrak sularının altından sakin sakin akıp gittiği köprülerden aşağıda olanı, şehir 1960 yılında ilçe olduktan sonra yapılmış. Ondan sonra da şimdi ortada bulunan köprü yapılmış. En üst taraftaki köprü ise onlardan çok sonra yapıldı. Yapılışı çocukluk dönemime denk geliyor. Hatırlıyorum yapıldığını. Belediye tarafından, yayaların kullanabileceği birkaç küçük köprü de ilave edildi uygun yerlere. Yakın zamanlarda ise aşağıda yer alan iki köprünün yan tarafları genişletilerek yayalar için güzel bir alan oluşturuldu. Bu sayede şehir derin bir nefes aldı. Sebep olup emek verenler sağ olsun…
Şehirde, ırmağın iki yakasından başlayarak tepelere doğru tırmanan büyüklü küçüklü evlerden oluşur. Evler, yukarılara çıktıkça yeşillikleri arasına daha fazla almaya başlıyor. Bu yeşillikleri en fazlası fındık ağacı oluşturur. Ceviz, kiraz, üzüm, armut, elma, ayva gibi ağaçlarına rastlamak ve yemişlerinden faydalanmak da mümkündür. Bir bahçe kenarından geçerken orada bahçenin sahibine rastlarsanız bir ağacın gölgesinde oturup samimi bir sohbete dalmanız da olasıdır. Şehir insanı; cana yakın, güler yüzlü ve samimidir.
Şehrinden uzaklara doğru açıldıkça şehrin etrafını saran yüksek tepeler vardır. Bu tepelerin ardında Pınaralan, Akkancık, Kırkkızlar, Düzoba, Ericek gibi yaylalar vardır. Bunlardan Düzoba ve Erecek yaylalarında zaman zaman geleneksel şenlikler yapılır. İlçe halkı ve yakın civar bu şenliklere büyük ilgi duyar. Davullar zurnalar çalınır, Türkiye’nin ünlü pehlivanları, yeşil çimenlerde güreşir; cazgırların sedası, buralarda kaval sesine karışır. Ata sporumuz yağlı güreşe, ilçede ayrı bir önem verilir. İlçe, Kırkpınar’da çeşitli boylarda derece yapmış ve 1973 yılında Kırkpınar başpehlivanlığına kadar ulaşmış Davut YILMAZ’ı çıkarmıştır. Başpehlivanımız, hala ilçede yaşamını sürdürmektedir.
Şehir; Türkiye’nin siyasi tarihinde yer almış, ülke siyasetine önemli katkılar yapmış siyasetçiler de çıkarmıştır. Sait Kadı, Cumhuriyetten önce Erzurum’da kadılık yapmış ve II. Abdülhamit döneminde Canik sancağı mebusu olmuştur. İlçenin yetiştirdiği siyasetçilerden Eyüp Fatsa 21, 22, 23. dönemlerde Ordu Milletvekilliği yapmış ve partisinin gurup başkanvekilliğinde bulunmuştur. İlçemiz değerlerinden Mehmet Pak 21. dönemde İstanbul milletvekilliği yapmıştır. Günümüzde ise Yunus ARINCI Devlet Denetleme Kurulu Başkanı olarak Ankara’da bu önemli görevi yerine getirir. Kendisi ilçemizin övünç kaynağıdır.
İlçenin geçim kaynağını; tarım, hayvancılık, ticaret, ormancılık oluşturmaktadır. Erçalalar Aile Şirketinin, ülke ekonomimize olduğu gibi şehir ekonomisine de önemli katkıları vardır. Buradaki fındık fabrikası ve sosyal tesisler vasıtasıyla hemşerilerine olanaklar sağlamaktadırlar. Gurbet de şehir hayatı için önemli bir yere sahiptir. Hemşerilerimiz; evini geçindirebilmek, çoluğuna çocuğuna helal rızık getirebilmek için İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerimize gitmektedir. Kimi bu şehirlere mevsimlik olarak gider, kimi de ailesi ile birlikte taşınır ve oralara yerleşir. Yerleşenlerin çoğu, büyük şehirlerde ev bark sahibi olmuş, önemli işler kurmuşlardır. Hemşerilerimiz, özellikle son zamanlarda başarılı bir şekilde dernekleşme faaliyetlerini yürütmektedirler. Bu birlik ve beraberlik sayesinde, bir nebze de olsa büyük şehirlerin dertlerini, sıkıntılarını küçültmüşlerdir. Onların toplantılarını, gezilerini, piknik organizasyonlarını yerel televizyonlardan izlemek ve bu birlikteliğe şahit olmak, kıvanç vericidir.
Her şehrin kendisine ait doğal, tarihi, sosyal ve insani güzellikleri vardır. Biz de bu şehirde doğduk, çocukluğumuz bu şehirde geçti. Sizlerle birlikte ilçemizde küçük bir gezinti yaptık, eski hatıraları canlandırdık. Canik Dağlarının eteklerinde kurulmuş bu küçücük vadi şehrinde, Elekçi ırmağı boyunca yaptığımız bu gezintide umarım bana eşlik edebilmişsinizdir. Sağlıcakla kalın…

Ahmet DURAN

Okunma Sayısı: 237
Kategori: Ahmet DURAN

Yazarın Diğer Yazıları

Otuz İki Kısım Tekmili Birden: Dursun Ali Akınet

1. Uzun boylu, normal kiloludur. Halil İbrahim şiirinde yazdığı gibi saçları kıvırcıktır ancak saçlarının ucuna...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı