Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

İşaret Parmağındaki Metaryalist Öte


01 Mart 2008 00:09

3 Yorum

Varlığı ve varoluştaki özün salt maddeden ibaret olduğunu varsayan görüştür materyalizm. Bir başka deyişle yokluğun , yoksuzluğun , ve yoksunluğun orta yerinden ve  en derininden sıyrıştırılarak var edilen insanın özünün bir iki (bilemedin yüz bin milyon) atomdan oluşan bir madde olduğunda ısrarlılığın adıdır. Evrendeki tek cevherin madde olduğunu , maddenin düşünceden bağımsız olarak var olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini ileri sürer.  Bilinç , ruh gibi tinsel varlık da dahil , bütün varlığı madde  olarak anlar ve maddenin dışında başka  bir varlık olduğunu kabul etmez. Düşünme  hayal etme gibi kavramları da maddenin kuvvet ve hareketine bağlı olarak ortaya  çıktığını    ve bunların maddeden bağımsız olamayacağını belirtir.

Antik yunan , orta çağ ve  son dönem felsefe ve yaşam tarihinde bu akımı  destekleyen ve aslında bilip bilmememiz gerektiğini bizim bile  bilmediğimiz tanınmış filozof ve düşünce adamları : demokritos , hobbes,  ve marks tır.

Demokritos , var olan her şeyi  atomlara  ayırmayı başaran ve her şeyin ayrıştırılan atomların birbirine çarpması ile  oluştuğunu ileri sürer. Burada  sorulması  gerken soru  atomların bir birine  çarpabilmesi için gerekli olan enerji  girisinin  nereden ve  veya kimden geldiğidir. Çünkü  fizik litaretüründe  bilinir ki hareketin sağlanabilmesi ancak ve  ancak maddeye kendi içinden olmayan ( dışsal) bir  enerji girişi ile  gerçekleşir. Bu durumda  fizik   mataryalizmi bir noktada çürütür. Maddenin kendi kendine hareketinin (bir başka deyişle maddeyi ve dolayısıyla   her şeyin oluşumunun yapı taşı olan atom parçacıklarının)  bir birine çarpması için gerekli  bataryayı ona sağlayan  ondan daha güçlü  bir varlığın bulunduğudur. Burada  mataryalizmin  ana unsuru olan maddeyi  tanımlamamız olayın karmaşıklığını  belki bir nebzede giderebilir.

Madde:uzayda yer kaplayan ve var olan bir cisim (görülsün veya görülmesin). Var olmanın tek şartı madde  olmaktan geçiyormuş demek ki.  Bilinç ve ruh gibi tinsel öğelerin maddenin bir dışa atımı olduğunu (materyalizm söyler bunu ben değil) tekrarlamada fayda var. Zira bu tekrarlama maddenin   Bilinç ve ruh gibi tinsel öğelerden üstünlüğünün sözde kanıtı.

Mataryalizmin bilindik diğer isimleri arasında yanlış hatırlamıyorsam “insan insanın kurdudur” diyen hobbes ve marksizmin fikir babası ve gelmiş geçmiş  en vahşi mataryalistlerden olan karl marks bulunmakta. 

Hobbes  gerçekte var olanın  cisim veya madde olduğuna inanan ve dünyanın mekanik hareket kanunları tarafından yönetilen cisimler bütünü olduğunu iddia eder. Bu kanunların yazarının kim olduğu  sorusunu kendisine sormamış veya sordu isede bulamayıp sipesifik yaklaşımlarla uğraşarak kendini avutmuştur. Dünya (maddeler bütünü) böyle işte. Atom parçalarının çarpışarak oluşturduğu madde eşiti insanın bir başka madde eşiti insana yaptığı bu acımasızlıktan ibaret. Yılların hobbes’ini kendini bilmez bir üniversite talebesi eleştiriyor.  Ve ona dil uzatıyor. 

İrdelemeye çalıştığımız fikrin başrol oyuncularından biri ve yukarıda da belirttiğimiz gibi  ayrı bir öneme  haiz  olan marks bulunakta. Marks evrendeki hareket ve değişime yalnız madde gözlüğünden bakmış (adı üstünde materyalist) ve maddenin biçim değiştirdiğini ileri sürmüş , tüm değişmenin temelinde karşıtlık ve çatışma olduğunu savunmuştur. Yine diğer materyalistler gibi düşünce bilinç ve ruh gibi kavramsal oluşumların maddeden sonra gelen ve ona  bağlı olan (maddenin yok olması ile yok olan ,yani atom birleşkelerinden oluşan madde insanın ölümü ile ; insan maddesine bağlı olan ruh’un yok olması.) varlıklar   olarak belirtmiştir.

Zurnanın zırt dediği yer tamda burası işte. Yani yukarıda özellikle tekrar tekrar yazdığım     (Bilinç ve ruh gibi tinsel öğelerin maddenin bir dışa atımı olduğunu (materyalizm söyler bunu ben değil) tekrarlamada fayda var. Zira bu tekrarlama maddenin   Bilinç ve ruh gibi tinsel öğelerden üstünlüğünün sözde kanıtı.) yani bu cümlede bahsi geçen bilinç ve ruh gibi kavramsal oluşumların bu kompleks yapıda maddeden daha  aşağı olarak görülmesi ve ona bağlı kalan bir gölge (aslında olmayan dışsal durum)  gibi kalması. Gerçek bir ifade ile öyle anlamlandırılması ve gösterilmesidir. Ben bir madde isem ve veya  evren bir maddeler bütünü ise ve maddelerin oluşturduğu mekanik kanunlarla yönetiliyor ise, yani ben ruhumdan üstün isem ki ,materyalizm bunu savunur , o zaman içimden gelen göremediğim ama var olduğunu bildiğim aynı zamanda maddeler birleşimi olan bu koca bedeni(50 kg civarı) yerinden kaldırmayı başaran ,yani ona karsı üstünlüğünü kabul ettiren içimdeki ses (nefs , vicdan, ben üçlemesi) nasıl olurda yerinden kalkan bu maddeler yumağının bir dışa atımı ve aşağısıdır. Hareket ettiren güç hareket edenden daima kuvvetlidir  diyerek yazıyı sonlandırmak isterdim ama  bu kavramsal karışıklıkta beynimizin berrak anlamda düşünmesini sağlayan ben olma (yani Müslüman olma ) buna izin vermiyor.

KARMAŞIK değil SAF (!!!)  ( materyalist değil fizik ötesi) düşünce sistemimizin nasıl olurda bizi bu kadar yobaz kıldığını   ve Müslüman alemini bu materyalizmin gerisine düşürdüğünü sadece parmaklıklar arkasındaki fotoğrafında gördüğüm onurlu yüzün sahibi SEYYİD KUTUP  şöyle açıklıyor. “kaynaklar birbirine karıştı! Daha sonra gelen nesillerin beslenme kaynağı ( önceki nesil olarak ilk devir İslam medeniyetinde yer alan saf düşünce sahiplerinden bahsedilir.)  grek felsefe mantığı , iran düşünce ve mitolojisi , Yahudi hurafeleri hrıstiyan metafiziği ve başka kültürlerin  medeniyetlerin tortuları karışırıldı.”  Ustad SEYYİD KUTUBUN saydığı bu kavramsal ideolojilere son dem olarak katılan  sekuler laikliği de ekleyebiliriz.Tüm bunları yazma sebebim düşünce sistemimizin nasıl değistirildiği. Yazıyı yazmama karar verdirten olay ise bir reklam filmi. Senaryosunda DEMOKRİTOS ‘un imzasını taşıdığı belli olan bir reklam filmi bu. BAL PARMAK reklamında sadece kendine biçilen rolü oynamayı hedefleyen ve takriben 7-8 yaş civarı olan  küçük kız şöyle diyor “serçe parmak , yüsük parmağı  ,bilmem ne parmağı ,İŞARET parmağı , bal parmak” reklamdaki sözlerde geçen o parmaklara verilen sözde isimleri belki net olarak hatırlıyor olmayabilirim  ama İŞARET !! parmağını beynime  kazıdım tabir yerinde ise. Oradaki işaret parmağı söylemi materyalizmin üzerimizdeki zuhuru ne yazık ki. Küreselleşme saçmalığı (ki ben ona tarihi inkar deme gereği hissediyorum) kapımızın önüne anında servisle bırakıverdi MATERYALİZM ‘İ  DUALİZM’İ  PRAĞMATİZM ‘İ VE daha bilinmedik izimli batıl düşünce sistemlerini. İŞARET (Ş.P) parmağını sadece yer belirten bir kavrama dönüştürdüğümüz belli oluyor. Sadece işaret (Ş.P)  parmağını değil diğer bütün şeyleri.

İŞARET etmenin sadece bir yer gösterme olarak görevini biçtiğimiz ve materyalist bir yaklaşımla saçlarını okşadığımız bu varlık yoksa yeni deyimimizle parçalanan atomların moleküler birleşiminden oluşan madde , yani İŞARET  (Ş.P) parmağı bilmem ne  der bize. Kendisindeki anlamı  materyalist öteden fizik ötesine geçirebilen , evcilleşen ve kendi evi olana dönüp orayı görene teşekkür ettiği açık. Gelin hep beraber İŞARET (Ş.P)  parmağının neye işaret ettiğini İŞARET (Ş.P)  parmağı ile beraber istişare edelim.

La devişte kaldırırken parmaklarımı (Ş.P)

İniversin tepeden kör baltası celladın.

Yukarıda bahsedilen cümlede geçen ve LA deyişte kaldırılan parmağın adı METARYALİSTLER VE ELİT KESİM kızacak ama ŞEHADET parmağıdır. İşaretin anlamsal bütünlüğünü fiziki (görünen,madde) anlamda değil fizik ötesi anlamda değerlendirmek doğru boya ile boyanmakla eşit değer şeydir. İşaretin bize belirttiği aslında bir zamirdir. O ,bu ,şu ve ve sair. İşaret parmağının (Ş.P)  bize işaret ettiği de “O” dur. Dinin dünyadan kovulmasıyla dünyalığın dinleştirilmesi arsında sıkışan toplumumuz ne yazık ki bilgi  çağı denilen bu çağda ve küreselleşme söylemleri eşliğinde bunu unutmakla yüz yüze. “O” nun varlığını ve birliğini  tastik etme fırsatına vesile olması için bize bahşettiği İŞARET PARMAĞI  (Ş.P) görev itibari ile ne balı ne dağı ne lüks otomobili ne güzel kadınları göstermek! için değil; bilmek, varlığa ve birliğe işaret etmek ve onu tastiklemek için o ellerimizin baştan 2. sondan 4. yerinde duruyor. Ölüm ve ölüm ötesi (madde ötesi) kavramları unutturarak  kendini putlaştıran ve hem kendini hem karşı cinsi KABE yapıp etrafında tavaf eden insan modellerini oluşturup yok etme( tüketim değil) sistemini kuran kapitalizmin maşalarıdır MATERYALİZM  ,   PRAĞMATİZM ve diğer izimler. Zihin altımıza yerleştirilen ve anlamsal içi boşaltılan kavramları pratik hayatımızda yer edinmesi pek geç olmayacak gibi. Bugün parmağın (Ş.P)  işe yarar özelliği olan işaret etme eylemi madde olan(zahir) bal için yapılır , yarın omuzlar YAZICI ların oturduğu ver değil ; dekolte elbiselerin askılık yeri olarak belirlenir.  Sonrada Her demde kendini üstün gören ve izmlerle oyalanan Frenk medeniyetinin SÜPERMAN’ı ile İslam medeniyetinin HIZIR (as) ‘ı birbiri ile yarıştırılır. Fizik =madde ile fizikötesi= madde ötesinin 21. yy savasından sonra artık çocuklarımız “Hızır gibi yetiştin değil ; Süpermen gibi yetiştin” demeye başlamışlardır bile.

Genel anlamda bakacak ve analiz edecek olursak 300 ; özel olarak bakacak ve analiz edecek olursakta 90 yıl gibi zaman dilimleri içerisindeki modernleşme batı/L ılaşma eşitlemesinde tabir  yerindeyse(batı ile oyuncak değiş tokuşu) fikir yapısı ve düşünce sistemlerinin yer değiştirmesi , yani İbn-İ Sina, Farabi, İbn-İ Rüşd,Mevlana,Yunus,İnb-İ Haldun’u batıya verip; benimsediğimiz yunan mitolojisi içindeki :demokritos, Descartes, eflatun ve son dönemdeki seküler laiklik    TECEDDÜD, TEMEDDÜN ve MEDENİYET  kelimelerinin bizdeki yapısal değişikliğini  gösteriyor  işaret parmağı (Ş.P). Batı /L gibi düşünerek içine düştüğümüz kavramsal ve yaşamsal yozlaşma insanı  maddeye maddeyi evrene evreni de mekanik kurallar birleşimine hapsedip bizi  sorular ve sorunlar yumağının içine atıyor. insanın varlık belirtisi olan soru sorma özelliğini ( NİÇİN sorusunun )kuru sıkı amaçlarla atılmasından başka bir işe yaramıyor yani batıdan devşirilme   ithal düşünce yapısı. Ben neyim? Nerden geldim?nereye giderim? Var mıyım?varsam belirtisi ne? Gibi cevapları soru sorulmadan verilmiş şeyler ile boşa zaman kaybediyoruz ve bir anlamda da özümüz olan mütefekkiri saf düşünce yapımızı bozuyoruz. İşaret parmağına (Ş.P)  sadece bir yer  ve veya madde gösterici olarak bakmamız bundan dolayı ne yazık ki.  Beğenmeyip sırt  çevirdiğimiz mütefekkiri düşünce yani her demde olaya fizikötesi bakabilmeden kopuşumuz (ŞEHADET PARMAĞINA materyalist anlam yükleyip işaret parmağı dememiz) çürümeden başka bir şey getirmedi ve getirmeyecek bize. Burada belirtilmesi gereken bir şey daha var. En büyük hatamız mütefekkir değil entelektüel olmak. Kaynak karışıklığında  kaybolan ellerimizi ve beynimizi materyalizme ,septisizme,angostisizim (İslam düşünce yapısına karıştırılmış olarak) emanet etmek. Sonuç her şeye maddeci bakan anlamını kaybeden sadece ortalarda dolaşan bir “şey”. Değerli olanın kalp, yani kan pompalayan et parçası, değil içindeki yürek olduğunu kim bilir ne zaman hatırlarız ve kim bilir sistemsel olarak bizi bizden çalmaya AND içenler tarafından ne zamana kadar beynimiz kurcalanırda bulamayız özümüzün yolunu. Yazının tek amacı  kavramlarımızı yozlaştırılıp ruhunun çalınmasına ve hurafe olarak bakıp her şey görünen gibidir diyenlere maddeyi anlamlandıranın ve değer kazandıranın madde ötesi olduğunu belirtme isteği idi. Aslında bu karkaçık kurkaçık sözleri  söz sultanı her zamanki gibi kısa ve öz şekilde anlatmış bize ona buna inanana inanmayana. “ALLAH(cc) sizin bedenlerinize ve süretlerinize bakmaz; lakin kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Muhammed Mustafa  s.a.s) İşte madde ötesinin maddeye olan üstünlüğünün ispatı. İşte ŞEHADET PARMAĞININ  et ve kemikten ibaret kabul edilen işaret parmağına   üstünlüğünün ispatı. Kime diyorum ki ben onlar iman etmezler ki.

Saygı ve hürmetlerimle

Okunma Sayısı: 102
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Kavram; Bir Devrim. Bereket…!

Başlıkta kullanılan deyim Yahudi sosyal hayatında içselleştirilen bir çıkarımdır. İçi boşaltılmayarak özüne sadık kalınan  kavramsal...

Atı Alan Çanakkale’yi Geçti

(Çanakkale ruhsuzluğunun neresindeyiz) “bir asker için mutluluk veren bir şey varsa, Türklerle omuz omuza savaşmaktır...

Bir (1) in İhtişamı

Hayatım boyunca anlamadığım iki şey  olmuştur. Bunlardan  birisi ünlü Türk bilgini ve  alim Harezmi’nin icadı...

Dipsizliğin Dibini Bulmak Mümkün mü?

Zaman ve mekan kavramlarının orta yerinde eğreti duran insan denen varlık gün geçtikçe edepsizlik denilen...

Bir Ben Yok Oluyor Benin İçinde!

Nerden başlasam diye düşündüm o kadar zaman İsrail hakkındaki bu yazım için. O kadar çok...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Tenders dedi ki:

    Отличное наполнение блога, есть что почитать интересного, спс

  2. Viding dedi ki:

    Оболденный блог, неплохо сделали и наполнение отличное. Уважуха.

  3. Andrey.XD dedi ki:

    Все понравилось сдесь, и тематика подходящая. Молодцы

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı