Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Hatay–Erzin (Hattuşa Termal) İzlenimlerim

CANCA
Muhsin DURUCAN

16 Mayıs 2019 00:02

Yorum Yapılmamış

“Hatay benim şahsi davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz.”

M. Kemal Atatürk

Öğretmen okulundan mezun olduğumuzda usulen üç il isteğinde bulunmamız istenmişti. Birinci sırada Hatay’ı yazdım. Ne ki gerçekleşmedi. Ağrı iline ilk atamam yapıldı.

Yıllar sonra Hatay’ı gezip görmeyi amaçladım. Sınırlı da olsa gerçekleştirdiğim için mutluyum! Özellikle Antakya’da yaşayan insanları sevdim! Çok ilgili ve içten buldum. Keşke tüm illerimizde yaşamını sürdüren yurttaşlarımız da bu davranışı gösterebilseler.

Edindiğim bilgi ve gözlerlerime göre; İnsanlığın gelişme sürecinde; bilimi, sanatı, kültürü, felsefeyi, inançlarla yoğurup; bunu yeme içme kültürüne nakış eden, her

defasında insancıl, yeni bir yaşam sürecine, dönüştüren ve bu süreci insanlığın ortak kültürel mirasına armağan eden Antakya…

Ülkemizin kurtarıcı ve bize Türkiye Cumhuriyeti’ni armağan eden dünya lideri M. K. Atatürk bakınız ne diyor: “Hatay benim şahsi meselemdir. Keyfiyeti Fransız büyükelçisine ta bidayette açıkça ifade ettim. Dünyanın bu durumunda böyle bir meselenin Türkiye ile Fransa arasında müşellah bir ihtilafa müncer olması katiyen varid değildir. Fakat ben, bunu da hesaba kattım ve kararımı vermiş bulunuyorum. Şayet ufukta bu yolda binde bir ihtimal belirse, Türkiye Cumhuriyeti Reisliğinden ve hatta Büyük Millet Meclisi azalığından da çekileceğim. Ve bir fert olarak bana iltihak edecek birkaç arkadaşla beraber Hatay’a gireceğim. Oradakilerle el ele verip mücadeleye devam edeceğim”

İşte bu inanç, azim ve kararlılık içerisinde olan Büyük Atatürk şöyle demiştir:

“Ben memleketi hiçbir zaman savaşa sürüklemem, fakat Hatay meselesi benim vazgeçilmez bir davam olmuştur. Gerekirse bunu kendi başıma halletmek için zorda kalırsam hemen devlet başkanlığından ve hatta mebusluktan istifa ederim.”

***

Antakya, sadece tarih, kültür, sanat açısından değil, mutfakta da renklilik sunar. Çok önemli ve zarif bir gastronomi kentidir. Tüm bu saydığımız grupların

etkilerinin dışında Osmanlı ve Fransız mutfakları da sofralara ve tatların oluşmasına renk kattığını saptamak zor değildir.

Kentin meşhur Uzunçarşısı’nda gezerken adı Antakya ile anılan künefenin yapım aşamasını da görebilirsiniz, tadabilirsiniz. Sofralar siz daha sipariş vermeden otlarla zenginleşmiş pek çok mezeyle dolar. Hiç bilmediğiniz, duymadığınız yemek ve meze adlarını duyarsınız.

Her damağa hitap eden çok kültürlü ve her mutfakla yarışacak iddiada bir zenginlikle karşılaşırsınız.

Her köşede bir künefeci, her yerde kaliteli bir restoran ile damaklara şenlik yaşatıyor bu kent… Antakya merkezin biraz dışında kalan Harbiye, eski adıyla Daphne; şelaleleri, Apollon ile Daphne’nin mitolojik hikâyesi, el dokuma tezgâhlarından çıkan muhteşem kumaşlarla, saf defne sabunlarıyla, ev reçelleriyle ziyaretçilerine doğanın içinde nefes alacak bir olanak sunmaktadır.

Antik çağlarda “Doğu’nun Kraliçesi” olarak adlandırılan, eski adıyla Antiocheia; Roma ve İskenderiye’den sonra Roma İmparatorluğu’nun üçüncü önemli kentiydi. Bugünkü Antakya aslında tam da çağlar boyu çeşitli uygarlıkların yerleştiği noktanın üzerine kurulduğu için, mutlaka tarih öncesi çağlara kadar uzanan tarihini araştırmak o kadar da kolay olmamıştır. 1932-1939 yılları arasında yapılan arkeolojik kazılar sonucunda geçmişi tüm ihtişamıyla ortaya çıkmaya başlamış ve kazılarda çıkan bazı eserler ve muhteşem mozaikler günümüze kadar Antakya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmişti.

Nerede kaldım ve kimlerle tanıştım:

İki gün Antakya Öğretmenevi konaklama yeri oldu. Barak havaları sanatçısı Asım Kuzuluk’un yeğeni olan Öğretmenevi Müdürü Ömer Bilgin ile tanışma ve kahvemizi yudumlarken empatik konularda söyleşme fırsatımız oldu. İçten, pratik ve işinin ehli bir eğitimci ve yönetici olarak gördüm!

Harbiye’de Grand Boğaziçi Otel’nin sahibi Muhsin Aslanyürek ile merhabalaştık. Genel Müdürü Sabahattin Nacioğlu, ilgilendi. Çayımız yudumlarken söyleşimiz sürdü. Çalışanlardan Ali Öztürk yakınlık gösterdi.

Daha önceden tanışma fırsatını bulduğumuz Perihan Çapar’ı ziyaret… Spatula ile çizdiği resimlerle adını duyuran Ressam Perihan Çapar, resim sanatına yeni bir soluk kazandırdığını gözlemledim. Spatula tekniği ile atölyesinde çizdiği resimler de beğeni topluyor. Resim atölyesi. (Adres: Vilayet Karakolu karşısı Kaya Apartmanı altı /Antakya. İletişim için telefon: 05363619852)

Ancak, Belediye halk otobüsü sürücüleri, gelen yabancıları üzmektedir! Neden mi? Mevzuata göre; belli yaşın üstündeki kişiler, o yerin belediye otobüsünde seyahat ederken nüfus kimliklerini göstererek ücret ödemezler. Sürücüler,

olumsuz davrandılar. Ne ki Cimer’in bu konudaki yazısını görünce

seza ödememek için kabullendiler. Bu davranışın daha olumsuzu Antalya ilinde yaşanmaktadır. Belediye Başkanlarının sürücüleri bilgilendirmesi gerekir.

Erzin Hattuş’a Termal Otel’e gitmek için yolculuk başladı. Antakya’dan uzaklaştıkça insan kalitesinin de düştüğüne tanık oldum. Otel, birkaç ay önce büyük çapta bir yangın geçirmiş! Onarım ve yenileme çalışmaları sürmektedir. Ön Büro Müdürü Kazım Ertaç, Şef Selin Atay ve kat görevlisi Emine Kaya, ilgilerini ve çalışmalarını gördüklerim oldu. Büşra – Ahmet Gedik, söyleştiğim çift oldu. Çevre gezisi sırasında İçmeler’de Mustafa Yıldırım ile konuştuk.

Neleri lezzetli buldum ve Hatay’dan neler aldım:

Künefeyi leziz buldum. Tepsi kebabı yedim ama lezizi bulamadım. Damağımı okşamadı! Yerinde yemediğim kanısındayım. Tuzlu yoğurt ve defne sabunu aldım. Erzin’den Dostlar Et Market’in etini leziz buldum. Burada Şef Mehmet ve Hacı Mahfuz Satık, tanıştığımız kişiler oldu İçmeler’de Mustafa Yıldırım’dan nar ekşisi aldım.

***

Hatay’ı anlatan uğraştaşım Fikret Kuşçuoğlu’nun dörtlükleriyle yazımı noktalamak istiyorum:

Hatay Güzellemesi

 

Antakya sevdası ağır basınca

Çıktık Yalova’dan geldik Hassa’ya

Dörtyol’u Erzin’i, gezdik ayrıca

Payas’tan Belen’den geçtik Hatay’a

 

Nasıl anlatayım bu azim şehri

Gidip görmek gerek, şirin Hatay’ı

Misli yok dünyada, eşi benzeri

Gezip görmek gerek şirin Hatay’ı

 

Toprağı doğurgan, iklimi güzel

Oruğu öccesi, humusu özel

Uzaktan uzağa sanki el eder

Gezip görmek gerek şirin Hatay’ı

 

Dillerin dinlerin, inanç turizmi

Dostluk sevgi barış, hoşgörü kenti

Birliğin simgesi, bu güzel şehri

Gezip görmek gerek şirin Hatay’ı

 

On üç uygarlığın mekân sahibi

Üç semavi dinin temsili kalbi

Sen Piyer kilisesi, Neccar Camiyi

Gezip görmek gerek kadim Hatay’ı

 

Peri bacaları, Asi Nehrini

Fatikli Camisi, Koz Kalesini

Gelinler Dağını, Aya Yorgi’yi

Gezip görmek gerek Altınözü’nü

 

Nesilden nesile, dillerde namı

Akçalı’da her yıl, nevruz bayramı

Maryo Kilisesi, Arsuz Kalesi

Cennetten bir köşe gezin Arsuz’u

 

Tarihin tanığı Bakras Kalesi

Güzel Yaylasıyla Deniz Müzesi

Seyir Terasından manzarasını

Gezip görmek gerek yeşil Belen’i

 

İlk kurşun anıtı, Payas Kalesi

Mancınık Kalesi, Cin kulesini

İsos Harabesi, Beşik Gölünü

Atatürk Evini gezin Dörtyol’u

 

Ekşili çorbası, Burnaz plajı

Dertlerinize deva kaplıcaları

Gür ormanlı Karıncalı Yaylası

Etmeyin göz ardı, Görün Erzin’i

 

Meyve bahçeleri, üzüm bağları

Göz kırpar kuzeyden Gavur Dağları

Hacılar Çayları, akarsuları

Aktepe Akbez’i, gezin Hassa’yı

 

Yamaç paraşütü, festivalleri

Cezeryesi künefesi sahili

Yunus Sütunuyla Şalen Kalesi

Tarihin gizemi İskenderun’da

 

Buğdayı pamuğu, hem zeytinyağı

Beyazıt Türbesi, Sütlü Mağrası

Ahmetli Köprüsü, Alan Yaylası

Sakın ihmal etme gör Kırıkhan’ı

 

Damlataş Mağrası, Payas Kalesi

Dünyanın en yaşlı zeytin ağacı

Sahili plajı, hem külliyesi

Hatay’ın incisi, görün Payas’ı

 

Avrupa’nın Ortadoğu kapısı

Limonu eriği, mandalinası

Yenişehir Gölü, çiçek serası

Hoşgörü kentini gör Reyhanlı’yı

 

Batıayaz yaylası Titus tüneli

Simon Manastırı, narenciyesi

Cevlik Ören yeri, ilkçağın sesi

Gezip görmek gerek Samandağı’nı

 

Harika kokulu defne sabunu

Kasım bey camisi, Karamağrayı

Aba güreşleri, yeşil Devrent’i

Gezip görmek gerek Yayladağı’nı

 

Diller dinler, birbiriyle yarışır

Ezan sesi, çan sesine karışır

Hatay sana barış sevgi yaraşır

Gezip görmek gerek kadim Hatay’ı

 

Eşin dostun sofrasına kuruldum

Antakya’yı geze geze yoruldum

Harbiye’nin gizemine vuruldum

Zevk safa içinde gezdim Hatay’ı

 

Hatay’ın ününü, duyan duyana

Vakit saat geldi, müsaade bana

Minnet şükran sana, ey toprak ana

Şimdi sıra sizde gezin Hatay ’ı…

*

Okunma Sayısı: 211
Kategori: Muhsin DURUCAN
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Orhan Yorgancı’dan Anadolu Aşıkları Dizisi

“Yürü bre yalan dünya Sana konan göçer bir gün İnsan bir ekin misali Seki eken...

İstanbul Çırağan’da SASA Bilgilendirme Toplantısı

* Yalan söylemeyin. * Ödemeleriniz zamanında yapın. * Kimsenin işine müdahale etmeyin. * Başkasını kendiniz...

658. Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri

Edirne’nin tarihinde Traklar Kispet kispet tarihte Adalılar. Kırkpınar’ın gür sesi cazgırbaşı Kapıkule, gurbet gurbet gözyaşı…...

Azerbaycan Kültür Günleri ve Şan Konseri

Toplumu törenler, bireyi müzik eğitir Shelley Kadıköy Belediyesi Kozyy Kültür Merkezi Salonu’nda“Azerbaycan Kültür Günleri” kapsamında...

Düşler Dünyası Kültür Sanat Topluluğunun Çatalca Piknik Etkinliği

Hedefi yönüne gider araçlar Tren düdüğüyle garı kulaçlar Lüle lüle döner, lepiska saçlar Dönüş sütunlu...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı