Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Gülgün Koçman ve 55 Mustafa

CANCA
Muhsin DURUCAN

11 Ekim 2018 00:02

Yorum Yapılmamış

Güzel sanatlarda başarı, bütün inkılâpların başarılı olduğunun en kesin delili olacaktır.

Sanat, güzelliğin ifadesidir! Bu ifade sözle olursa şiir, nağme ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.

İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve temiz duygular vardır ki, insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve temiz duyguları en çok duyabilen ve başka insanlara duyurabilen şairdir.”    

K. ATATÜRK 

Öğretmen şair Gülgün Koçman’ı 1980’li yıllarda görev yaptığım Mersin’de; kendisini öğrencilere adayan ve kaliteli şiirler yazan meslektaşım olarak tanıdım. (Özgeçmişiyle ilgili ayrıntılı bilgi, sayfanın altındaki görüntüler bölümünde verildi.)

Nisan ayında 14. Uluslararası Karacaoğlan Şiir Akşamları için çağrılı olarak gittiğim Mersin’de eski notlarımı karıştırırken Gülgün Koçman adı da gözlerime ilişti. Telefonla aradım. Yıllar sonra birbirimizi anımsadık ve gereken konuşmayı sürdürdük. Lacivert Akşamlar’ını değerlendirdiğim yazılarımın kupürünü (gazete kesiği) Facebook sayfasında görebileceğimi de söyledi. Ne ki çekingen yapısı nedeniyle yüz yüze görüşemedik!

Duygusallığın derinliğinde hüzünle dinlediğim ve etkilendiğim 55 Mustafa’yı kitaplaştırdığını ve bana göndereceğini belirtti. Bir hafta sonra kargo geldi. Paket içerisinde 2 adet 55 Mustafa ve bir zarf içinde; özenle kaleme alınmış, beyinde gelişen, yüreğe dökülen ve duygusal ağırlığı olan 5 sayfa edebi mektup…(Bu mektup sayfalarının örneğini sayfamın altındaki görüntüler bölümünde görülebilirsinizOkunması salık verilir.)

55 Mustafa; Koçman’ın nitelikli şiirlerinin bezediği kuşe renkli kapak içinde birinci hamur kâğıttaki 160 sayfalık kitabının adıdır. 8. 9. ve 10. sayfalarında kitaba ad olan aşağıdaki şiiri içselleştirerek okudum! Okudum… Okudum… Hem de defalarda…

Görevinin bilincinde öğretmenin yazabileceği gözlemlere dayalı, değişik konulu, serbest ölçülü 92 şiir… Hem de okunası şiirler…

Koçmanı kutluyor, başarılarının sürmesini diliyorum. Kitabın arka kapağını bezeyen onun dizeleriyle yazımı noktalıyorum: Ezelden geliyordum ebedin yolcusuydum/ Bu akşam saçlarımı kıyılarına vurdum.

 

55 Mustafa

 

(7 Ekim 1966 yılında trafik kazasında kaybettiğim

55 numaralı Mustafa Sağay’ın anısına.)

 

Yıllar geçti aradan…

Bak unutmadım seni!

Ekim, bir duman gibi

Doldu gözyaşlarıma.

Defterlerim,

Bir yanda.

Kalemim,

Darmadağın.

Tahtalarda,

Bak 55 Mustafa!

 

Küçüklerim değişti,

Sen yine yerindesin.

En güzel elbisenle,

Yüzünle,

İçimdesin.

Bahçelerde,

Sınıfta,

Yine o ince sesin.

En büyük cevaplarla,

Zeki bakışlarıyla,

Yine bana gülüyor,

Bak 55 Mustafa!

 

Gittiğin yerler uzak,

Ama hep kalbimdesin!

Sen,

Topraklarda değil,

Her saniye bendesin!

Ne olur bir kerecik

Dudakların söylesin:

Öğretmenim, hazırım,

Ben kalkayım tahtaya…”

En büyük cevaplarla,

Zeki bakışlarıyla,

Yine bana gülüyor,

Bak 55 Mustafa!

 

Yapraklar dökülürken,

Karartmıştın her yanı.

Şimdi,

Unutamam hiç,

O acı hatıranı!

Son köşede

Vedayı sunan

Bakışlarını…

Bir daha görmek için

Nelerimi veririm.

 

Gel, ne olur

Bir akşam,

Doldur rüyalarımı.

Bak, yine gözyaşlarım

Masamı ıslatmada.

Seni unutamam ben,

Gel, 55 Mustafa!

 

Ankara yollarında,

Seni heykel yaptım ben.

Selam!

Ebedi yavrum,

Sana bütün gönlümden.

Ölmedin,

Ölemezsin,

Yaşıyorsun sönmeden…

 

Bahçede,

Sıralarda,

Yine okul yolunda…

Koşun çocuklar, koşun!

Karşılayın, kapıda

Geliyor çantasıyla,

Bak 55 Mustafa!

 

Gülgün KOÇMAN

Okunma Sayısı: 13
Kategori: Muhsin DURUCAN
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

Mor şerit

Köy Enstitüleri, aydınlanmanın önemli bir adımıydı. Bu okuldaki köy çocukları keman çalmayı, marangozluğu, tarımı öğrenir...

Dil Çınarı Ahmet Miskioğlu

“Öldükten sonra unutulmamak isterseniz; ya okumaya değer şeyler yazınız yazılmaya değer şeyler yapınız.” B. Franklin...

Nevşehir’de Yetişenler

Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız!” M. K. ATATÜRK  “Eğer...

Nedim Uçar’ın Ardından…

“Adını andıkça sızlıyor başım Yüreğim yaralı dinmez gözyaşım Yolunu gözlüyor eşin, yoldaşım Sen gittin gideli...

Adını Sen Koy!

Yaşamak yalan belki, yalan delice sevmek Gözlerin, dudakların, o yeminler hep yalan Yalan, geceler boyu...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı