Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Cemal Alayı


16 Mayıs 2017 00:02

1 Yorum

Çocukluğumuzun seyirlik oyunları içinde en görkemlisi ‘’Cemal’’ oyunudur. Adını Arapça ‘’deve’’ anlamına gelen ‘’cemel’’ sözcüğünden almıştır. Yöresel dilde, cemale dönüşmüştür.Beni büyüleyen yanı belki de bu gizemli ismiydi.

Tohum tarlaya atılıp ta ambara girinceye kadar böcekler, kuşlar, yaban hayvanları içinden rızkını alır. Çiftçi mahsülünün bereketli olmasını buna bağlar, sadaka yerine geçtiği için memnun olur.
Önce buğday, mısır, ele alınır, sonra kavun karpuz. Sonuncusu pamuklar da toplanınca gözü gönlü bol insanımızın, ambarları da dopdolu olur. Ürün ambara girse de verilecek çok sadaka vardır daha sırada… Dilenciler, sepet – maşa satan Çingene karıları, düğüne çağıran yanıkçı kadınlar, fakir akrabalar, gençler ve çocuklar paylarını almak için sıralarını beklerler.

İlk güzün gelişi, sabah kırağısından belli olur. Tam da bu günlerde gençlerle çocukları ortak bir telaş sarar. Gençler ‘’Yarın cemal yapılacak!’’ diye birbirlerine fısıldarken çocuklar zaptedilemez olur.
Birkaç gün içinde cemal hazır olacaktır. Gençler tecrübeleriyle yapımı üstlenir, küçüklere de evden çivi, koyun postu, çul, zincir, çan gibi gereçleri getirmek düşer. Verilen her görevleri harfiyen yerine getiren çocuklarda neşe doruğa çıkar.Seyirlik oyunun sonunda hakedilen ödülden eşit pay alacaklardır.

Tahta merdivene üçgen bir üstlük çatılır. Ucuna da devenin boynunu andıran eğri bir ağaç tutturulurken cemal da oluşmaya başlar. Başın altına, menteşeli bir tahta çakılarak alt çene tamamlanır. Boyun ile baş, koyun postuyla kaplanırken göz yerlerine de gazoz kapağı çakılır.Ertesi güne az bir eksiği kalan cemalın yapımına akşam ara verilir.
Gece her çocuğun rüyasını cemal süsler. Artık cemalle yatılıp cemalle kalkılır. Boynuna büyükçe bir çan takılıp, üstü çulla örtülünce gerçeğini aratmayacak kadar süslü bir deve ortaya çıkmıştır. Deveci genç, yuları tutarken önüyle arkasına birer genç girerek biri çökerken diğeri ayağa kalkarak deveyi oynatırlar. Çocuk kıkırtıları, gülüşmeler arasında akşam için hazırlıklar da başlar.

Ayak altında dolaşan çocukların sevimli acemiliği,sevinçli telaşı büyükleri kızdırır. Çocuklar devenin başını okşar, tahta çeneye ellerini sokarak ısırmış gibi bağırırlar. Çocuklar tez canlılıkla ‘’ Hadi hemen gidelim, oynatalım deveyi, niye bekliyoruz?’’ derken, büyükler bıyık altından gülerek ‘’Zamanı var, hele akşam olup, el ayak çekilsin, göreceksiniz.’’ diyerek cemal olayını daha da gizemli hale getirmeye çalışırlar. ’’Bu gece hazır olun!’’komutu dalga dalga yayılırken çocuklar da pür neşe sağa sola koşuştururlar. Onlar her oyunda, her işte her an hazırdır zaten. Çocuk bu durur mu?

Akşam bütün köy dolaşılacak, deve oyunu gösterisi ev halkına sunularak, buğday, mısır, arpa, pamuk, un alınacaktır. Gençbaşı, evlere girilirken, oyun sırasında,ödül alınırken nasıl hareket edileceğini ayrıntısıyla anlatır, herkes can kulağıyla dinler.
Serin bir güz akşamı, alay hareket eder. Önde külahlı, sırtında abası, elinde sopasıyla deveci, yedeğinde de cemal… Arkalarında omuzları heybeli elleri çuvallı toplayıcı gençler… Her zaman olduğunca en arkada eğlencelerin süsü çocuklar… Cemal alayı, önüne geleni sempati çemberine alan çengi alayı gibi görenleri önce yanına çeker sonra da toplar götürür. Anneler küçüklere bağırırlar: ‘’Çabuk dönün! gece serin, kendinize dikkat edin!’’. Çocuklar, annelerinin, sert emirlerini, cemal alayının çekiciliğine feda edip ’’Tamam ana anladık! ’’diye geçiştirerek evden fırladıkları gibi alaya katılırlar.
İlk girilen evin dış avlusunda deveci heyecanlı, yüksek tonda , kendinden emin hatta kabadayıca bir sesle bağırır: ‘’Cemal geldi duydunuz mu? Selam verdi, aldınız mı? Bu saye kimin sayesi?’’ Cemal alayı hep bir ağızdan ‘’Bu saye Mahmudoğulları’nın sayesi’’ diye bağırır. Küçükler, daha fazla bağırmaları gerektiğini birbirlerine dürterek anlatırlar.Deve, hakkını vererek kıvrak bir oyun oynarken ev halkı da gülmeden kırılır. Deveci arada sopasını devenin ayaklarına vurur. (Bir defasında gençbaşı sopa işini abartınca, bir oyuncu devenin içinden çıkıp gitmek istemişti. Yalvar yakar yeniden içine girmeye razı olup iş tatlıya bağlanmıştı.)
Köpekler bu acayip mahluk karşısında değişik tepkiler verirler.Bazıları havlar, saldırır; bazıları da kuyruğunu kısarak kuytu bir yere kaçıp evini koruyamamanın mahcubiyetiyle suçlu bir ifadeyle oradan öyle bakar durur.Kediler sağa sola kaçışır, inekler ürker.Evin iç avlusuna geçilir, asıl oyun burada oynatılır.. Ara sıra zinciri çekerek devenin çenesini takır takır oynatan deveci ‘’Sadede gelelim.’’ diyerek hak ister. Hak alınıp ev ev dolaşılarak bütün köy gezilir.
Her haneye girişte ‘’Cemal geldi duydunuz mu?’’ tekerlemesi yinelenir, ta ki kulaklara, gönüllere nakşedilene kadar… İtiraz edip’’Hadi defolun, soytarılar sizi!’’ diye azarlayanlarla, cimrilik edip alayı eli boş gönderenlerin hesabı anında kesilir. Bu cezanın en hafifi at arabasının yan üstüne yatırılıp tekerlerinin döndürülmesidir. Genç başı hane reisine ‘’Değirmenin hayırlı olsun.’’diyerek takılırken kalabalık da gülüşerek ev sahibini utandırmaya çalışır.
Bazen de ineği ahırdan sökülerek başıboş bırakılır. (Soğuk güzlerin birinde Veyseller’in evine girerken doksanlık Veysel Dede gürültüye uyanmıştı; kulağı ağır işitirdi. ’’Ne bu kalabalık! Bu ne böyle, derdiniz ne? ’’dediydi de’’Cemal geldi dede!’’ deyince ‘’Kemal mi? Hangi Kemal?” diyerek bütün alayı güldürmüştü.)
Toplanan onu bunu, bakkal Darendeli Mehmet’e satılır; sandık dolusu sucuk, lokum alınarak küçüklerden başlanarak hakça üleştirilir. Paylar yenirken, ilginç anlar ‘’Kemal mi?’’diye tekrar edilir.
Ürününün sadakasını eğlenerek veren köylünün mutluluğu katmerleşir. Ortak çalışmanın, başarmanın gururunu taşıyan gençlerle çocuklar da eğlenceye doyar. Yiyeceklerle birlikte kardeşlik, büyüğe saygı, küçüğe sevgi duygusu da tadılır. ‘’Cemal geldi, duydunuz mu, selam verdi aldınız mı?’’ nakaratı dillere pelesenk olur; günlerce kahvede, tarlada, bahçede oyunun güzelliği dillendirilir. Ta ki gelecek sene cemal oyununa kadar…
Eğer bir gün yolunuz bir köye düşer de, olur ya cemal alayına rast gelirseniz hiç düşünmeden aralarına karışıverin.Çekinmeyin! Avazınız çıktığı kadar da bağırın. Ne kadar bağırırsanız o kadar çocuk olursunuz, ne kadar çocuk olursanız da kadar mutlu olursunuz. Haydi hep birlikte mutluluğa, ne dersiniz! ‘’Cemal geldi duydunuz mu, selam verdi aldınız mı?’’…

Ali AYAZ, 13 Mart, 2017 Adana

Okunma Sayısı: 56
Kategori: Ali AYAZ

Yazarın Diğer Yazıları

Çapraz Osman

Şaşı olduğu için benzetme yoluyla Osman’a bu ismi yakıştırmıştı köylü. Şehlaya yakın çapraz bakan gözleri,...

Domuz Postu

Hasan’ın çocukluğunda köylerinde elektrik, su, radyo yoktu. Şehre kilometrelerce uzaklıkta, Balkan Türklerinin yaşadığı bu köyden...

Kurşun Muskası

Kurşun Muskası Adana’nın eski mahallerinden birinde, arnavut taşı döşeli sokağın başında mütevazi berber dükkanının kapısı...

Taş Kadayıf

Mersin Öğretmen Okulu’nun yatılı bölümünde okuyorum. Yatılı okuyanlara hafta sonu evci izini veriliyor. Hataylı, Kahramanmaraşlı...

Zöhre Anne

Evden çıkıp tarlaya giderken yokuşun sonunda çatısı bel vermiş, kerpiç duvarları yıllara yaslanmış, eski köy...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Emine Dönüş ÖZATAR dedi ki:

    Saygı değer Ali AYAZ bey, aramıza hoş geldiniz. Kaleminizle sinerji oluşturacaksınız. Kaleminize ve yüreğinize sağlık nice yazılarda buluşmak üzere saygılar.

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı