Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bugünü Çok Farklı Yazacak Tarihler!…

KAMUSAL TEPKİLER
Mehmet Halil ARIK

10 Temmuz 2018 01:03

Yorum Yapılmamış

Ülkeler nadiren tarihi günler yaşar. Ülke tarihinin dönüm noktasıdır o günler. İki yol vardır önündeki o dönüm noktasında. Ya var olmak adına yok olmayı göze alacaktır, ya da olup bitenleri sessizce kabullenip sineye çekecektir. Sevr’in imzalandığı gün tam da böyle bir gündür.
Gerçek liderler de en çok bu günlerde gösterir kendini. Mustafa Kemal böyle bir günün eseridir. Var olma ya da yok olmanın kavşağında o, “ya istiklal ya ölüm!” diyebildiği için tescillemiştir kayıtsız şartsız ölümsüz liderliğini. Peşinden gidenler de; o “ya istiklal ya ölüm!” kararlılığı ile bayraklaşan inancın neferleriydiler.
“Bereketli topraktır yürek!
Ha gayret!…
Muhtaç olduğun tek kudret;
İhanet içindekiler kadar cesaret!…
Ha gayret!…” diyebilmiş ve ihanet içindekilerden daha yüce bir cesaret ortaya koyarak girmişlerdir Kurtuluş Savaşı’na…
Kan ve can pahasına kovuldu saltanat saraydan!… Zira saltanat tek adamdı… Hukuk tek adamın iki dudağından çıkan fermandı!… Esaretti saray!… Zilletti.
Tarihte var olmayı sürdürecekse millet, en büyük düşman ilan edilmelidir zillet!…
Demokrasilerde iktidarların zilletini yenilgiye uğratmanın anahtarı sandıkların gücüne bırakılmıştır. Bu cümledeki iki anahtar sözcüğü özenle ve dikkatle seçtiğimiz bilinmelidir: Demokrasi ve sandık…
İşlemeyen demokrasilerde “sandık” zaten iktidarın tasallutu altında olacağından sandıktan çıkan gücün kimden yana olacağı baştan bellidir.
Demokrasilerin asıl işlerlik ölçütü sandık değil hukuktur. Sandığa güveni sağlayan hukuk işlevini yerine getiremezse, sonuç sadığa girene değil sandıktan çıkana endekslidir.
Hukukun katli demokrasinin katlidir.
Bir ülkenin yüksek mahkemelerinden (AYM, DANIŞTAY, YARGITAY, SAYIŞTAY, YSK) bir tekinin bile iktidardan yana tavır alması, demokrasinin katli için yeterde artar bile…
*
Bu gün, millet adına yüce meclisin huzurunda bir partinin genel başkanı, devletin başı olarak “tarafsızlığa dair şeref ve namus üzerine” yemin edecek. Ve bu yeminle ne yazık ki; pek çok şey değişecek, yıkılacak ve yok olacaktır ve pek çok değer TC’nin gğndeminden silinecek, yürürlükten kalkacaktır.
Üstelik bu olup bitenlerin tamamı, “asli görevleri hukukun güvencesi olmak” olan o yüce mahkemelerin onayı ile gerçekleşmektedir.
Hukuku tek kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılmış sistemin adını hiçbir siyaset kitabı “demokrasi” olarak kaydetmeyeceği gibi, bu yolla işleme sokulan kararnamelere de hukuk dilinde “yasa” adını takmayacaktır.
Böylesi bir ucube sistemi bu ülke hak ediyor mu?.
Ve sonuç gerçekten demokrasinin bir cilvesi mi, yoksa halkın iktidara bilinçsizce sunduğu bir lütuf mu… Yoksa… ??????……
Dilerim ülke bu kabustan çok yara almadan uyanıp kurtulur.

Okunma Sayısı: 20

Yazarın Diğer Yazıları

Pislik Bulaşıcıdır Biliyorduk da…

Utanmazlığın boyut tanımazlığı yaşanıyor ülkemizde. Rüşvetin parmakla aklandığı ülkenin adı demokratik hukuk devleti olsun. Emirle...

Bi Git Artık!… Giiit!…

Biri var ki… “Dostlar başına” değil…  Belki sizler, düşman başına dememi bekliyordunuz ya; öyle de...

Ha Gayret

Özgürce yaşam; Akıl, izan, vicdan pınarından sulanan, Kula, kuldan değil!… Doğrudan… doğadan armağan!… İnsanlığın aynasıdır...

Adam Harcamanın Dayanılmaz Hafifliği

Büyüklerimizden; “Büyü de adam ol!” tembih ve telkinini duymayanımız yoktur. “Adam olmayacağım!” deyip direten, var...

Bozuk Kararların Asli Sahibi Kim?

Ortaçağdan bu yana, aklın, izanın ve vicdanın hepten devre dışı bırakıldığı bir başka ülke var...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı