Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bu Cerahat Patlasa Tıp FETÖ’sü Ne Olur?


11 Ocak 2018 00:03

Yorum Yapılmamış

İyi ki de “bu yazıyı kimse okumasın” demişiz. Okuması gerekenler okumuş. Tepkiler müthiş. Meğer dev bir cerahat ve benzersiz bir soyguna parmak basmışız.

İtiraflar birbirini izledi. Hangisini yazacağımı bilemiyorum ama bir yerinden başlayalım.

Önce bir hatırlatma…

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi Hürriyet’e konuşmuş “borcumuzdan dolayı 1 liralık malı 4 liraya alıyoruz. Sadece medikal firmalara olan 250 milyon liralık borç nedeniyle faaliyetlerimizi durdurmak üzereyiz” demişti.

Meğer batmakta olan tek üniversite hastanesi, A.Ü. Hastanesi değilmiş. Neredeyse tamamı iflasın eğişindeymiş.

Hatta Sağlık Bakanlığı, bunlara korkunç rakamlarda borç vermiş, geri almayı başarıp başaramadığı da muammaymış.

Okumayın dediğim yazıyı okuyan bir medikal firmasının sahibi aradı ve aşağıdaki bilgileri verdi.

Meğerse medikal ürün ithal edip pazarlayan firma sayısı on binlerce imiş. Dahası Türkiye’nin en koç grubu bile bu sektördeymiş.

Sektörün merkez üssü İzmir‘miş. İzmir’deki P… ile Ankara‘daki N… firmaları pazarın en büyükleri imiş.

Bu firmaların aylık cirosu 5-6 milyon lirayı buluyormuş.

Ameliyatlarda “vida” tabir edilen malzemenin kullanımı dünyada yüzde 3, Türkiye’de ise yüzde 15 imiş.

Sandalyede namaz kılanların hepsine yakının belinde vida olduğu için eğilemiyormuş ve camilerimiz bu nedenle kiliseye çevrilmiş.

Firma yöneticisi diyor ki, “ilk hedefimiz sektörden çekilmek. Zira burada temiz kalmak imkânsız. Helal paramızı da kirlettik…”

Beyin ve ortopedi ameliyatları sonrasında hastanın ağrı hissetmemesi için “ağrı pompası” adı verilen ve tek görevi ağrı kesici enjekte etmek olan basit malzeme için SGK tam 950 lira ödüyormuş.

Malzemenin maliyeti ise 50 lira bile yokmuş, zira basit bir plastikmiş.

Dünyada yüzde 3, bizde yüzde 15 olan titanyum vidaların bir adedi için devlet 373 lira öderken, bunların maliyeti 20 lira bile yokmuş.

Dahası dünyada bu vidalar 50 yaş üstündeki kişilerde kullanılırken, bizde 18 yaşına kadar düşmüş kullanımı.

Gerekli gereksiz sadece fatura doldurmak için kullanılıyormuş bu medikal malzemeler.

Sistem ise şöyle işliyormuş…

Firma temsilcileri her ay cerrahları dolaşır, açıktan peşin ödeme yaparmış… Bu rakamlar 30-50 bin lira aralığındaymış.

Haram parayı tercih eden cerrah, aldığı paranın komisyon karşılığını kapatabilmek için ha bire gerekli gereksiz ameliyat yapıyor ve gerekli gereksiz malzeme kullanıyormuş.

Bir cerrah 7 bin lira dolayında maaş alırmış. Buna döner sermaye payı da eklendiğinde maaş 10-12 bin lirayı geçmiyormuş.

Oysa cerrahların banka hesapları, menkul ve gayrimenkulleri incelense milyonlarca servet sahibi olduğu görülürmüş. Bazılarının aylık geliri 100 bin liradan bile fazlaymış.

Bu paraların hiç biri resmi ödeme değilmiş. Komisyon farkı, malzeme pahalıya alınarak devlete/millete fatura ediliyormuş.

Bir holding firması, açıktan ödeme yapamadığı için şehirlerdeki aracı firmalardan komisyon faturası alarak sektörde varlığını sürdürmekteymiş. Sektördeki fatura usulsüzlüğü tavan yapmış.

Sektördeki firmaların hastanelerde doktorları varmış. Yani gayri resmi para alış verişi yaptıkları doktorlar.

Üniversite hastaneleri borç batağında demiştik. Bu borçların büyük kısmı A.Ü. Hastanesinin Başhakeminin itiraf ettiği gibi, medikal firmalarına imiş. Hastaneler henüz firmaların 2015 yılı faturalarını ödüyormuş. Üniversite hastanesi olmayanlarda ödeme biraz daha hızlı imiş o kadar.

10 liralık malzeme, 100-200 hatta 500 liraya satıldığı için, alan memnun, satan memnunmuş.

Masum ve temiz olnlar hariç cerrahlar zaten memnunmuş. Hastanelerin batması da kimsenin umurunda değilmiş.

Bu rezaleti, sağlık sektöründe tepeden tırnağa bilmeyen yokmuş.

Bu durumda kime görev düşüyormuş? Maliye Bakanlığı, vergi kaçakçılık birimleri, Mali Polis (Mali Suç ve Suç Gelirleriyle Mücadele Şube Müdürlüğü), istihbarat birimleri, SGK, vs. vs.

Bu birimler görevini yapar mı? Ümitleri zayıfmış ama yapacaklarına inanmak istiyorlarmış.

Yeni Sağlık Bakanı‘nın konuyu bilip bilmediğini bilmiyorlarmış. Ama doktor olur da sektörü bilmez miymiş! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan haberi olsa gereğini yaparmış. Bakan bey ise bu denli büyük bir cerahat olduğunu bilse ümit ederler ki neşter vururmuş.

Bizim bütün bunlara, “ameliyattan keyif alan millet”i de eklemek istememiz yerindeymiş.

Biz ne yazacaktık? Beyin ölümünün bir asırlık hikâyesini ama olmadı. Lakin unutmadık, müteakip yazılar(da) inşaallah!

 

Okunma Sayısı: 22
Kategori: Kemal ÖZER

Yazarın Diğer Yazıları

Hoşça Kalın, ALLAH’a Ismarladık

Kur’an-ı Kerim Fâtiha-i Şerif ile başlar, Felak ve Nâs sureleri ile biter. Bu muazzam başlama...

Şekeri Öldüren Kemalizim’in Rafine Şeker Ağıtı (IV)

İngiliz Tıp Dergisi British Medical Journal, “Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu...

Şekeri Öldüren Kemalizim’in Rafine Şeker Ağıtı (III)

Soruyorlar ‘rafine şekere karşısınız da NBŞ’ye neden itiraz etmiyorsunuz’ diye. Peşin hükümlülük ve mazi konusunda cehaletten başka...

Şekeri Öldüren Kemalizim’in Rafine Şeker Ağıtı (II)

Dünü özetleyecek olursak, Osmanlı döneminde “şeker” şeker kamışında tabiî yöntemlerle elde edilirken, Kemalizm’le birlikte pancara...

Şekeri Öldüren Kemaliz’in Rafine Şeker Ağıtı (I)

2000 yılında özelleştirme kapsamına alındığı halde çeşitli bahanelerle satışı geciken 14 şeker fabrikasının özelleştirilme girişimi...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı