Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bir Ben Yok Oluyor Benin İçinde!


01 Mart 2008 01:00

Yorum Yapılmamış

Nerden başlasam diye düşündüm o kadar zaman İsrail hakkındaki bu yazım için. O kadar çok başlanacak yer var ki beynimin içinde işe yaramayan örümcek ağı gibi yer edinen. Nerden başlasam? Hazret-i Davud ve Hazret-i Süleyman zamanında doğru yola erişip daha sonra sapıklık batağına saplanan ve bugünkü zulmün baş yapıtlarından olan beni İsrail den mi,yoksa İslam nurunun ilk zamanlarında Kayuka olayı ile Müslümanları hor gören beni İsrail den mi. Yer yüzünde o kadar çok yaramazlık yapmış ki bu çocuk artık kulağını çekecek kimse bulamıyor karşısında. Yıkıyor, yakıyor ve her gece rüyalarında gördükleri vahşet senaryolarını günün aydınlandığından itibaren pratiğe geçiriyor. Doymuyor bir türlü kandan şaraplara. Kendisine laf söyleme cüretin de bulunanları hemen damgalıyor antisemitizm damgasıyla.

1940’lar da üzerine bilinen çevrelerce giydirilmiş mazlum tebessümün atındaki o kurt adam bu günlerde yine paşa gönlüm bilir edasıyla girdiği ve firavunu kıskandıracak kana susamışlığıyla onca insanın canına okuyor. Ve biz trene bakan hayvanı bile ağzı açılacak kadar hayrette bırakarak bakıyoruz olan bitene.

Bir yerlerden başlamanın hiçbir yerden başlamamaktan iyi olduğunu anımsayarak bu kötü çocuğun yaptıklarına bakalım ve şöyle bir seslenelim bu son olanlardan sonra 85 yıldan beri uyuyan vicdanımıza, tabi hala yerinden çalmadılarsa.

27 Haziran sabahı çöl yağmuru isimli operasyon ile adını verdikleri yağmur damlarını bile utandıracak bir kıyıma girişti İsrail. Çoluk-çocuk genç-yaşlı, kör-topal, kim varsa öldürüyor ve beraberinde de dünyanın kapitalimzm’e kucak açan vicdanını katlediyor. Ocak ayında Filistin halkı tarafından en demokratik! yollarla seçilmiş Hamas hükümetini çalıştırmamak için elinden geleni arkasına koymayan olmert tüm dünyaya hitaben açıklamaları peş peşe diziyor Hamas teröristtir Filistin’e ambargo diye. Ambargo kollarında, başını hiçbir zaman öne eğmeyen bu insanlar hala taş atıyor oysaki kanlı panzerlere. Ve vicdanını cüzdanının arasında degilde kalbinin orta yerinde muhafaza etmeyi başaran insanlar Ümmet-i Muhammed bilinci ile yardım ediyor kardeşlerine. Kimisi de söylediğinde dilini utandıran bir kelam kullanıyor: Vatanını satmasaydı! Tüm kurşunları üzerime çekip ve kahpeliği kuşanıp da ‘Yavuz 1492 de ispanyadan getirmeseydi bu Yahudi leri’ diyesim geliveriyor.

Ecdadım bilseydi bu insanların böyle yapacaklarını saclarının bir telini mümin memleketi üzerinden geçirir miydi acaba. Adım gibi eminim el cevap getirmezdi. E o zaman birkaç kendini bilmez aşiret reisinin şirretlik yapıp sattıkları toprağı kasdederek neden ‘satmasalardı vatanlarını’ kelamını ağza alırlar. Yoksa bu insanlar Filistin’e sahiplenmeye mi korkuyorlar. Oda olayın bir başka boyutu.

Yapılan çığırtkanlık sonucu yürürlüğe konulan ambargoda sonuç vermeyince bu sefer Hamas yetkililerini tehdit etmeye başladılar. Oyunun ikinci ayağı bu idi.Sonra hükümet yetkililerinin çalışmalarını engelediler onları seçenler umduklarını bulamasın hükümet zora girsin diye. Sonra kahpeliğin en son versiyonunu icat edip kardeşi kardeşe kırdırma oyununu sahnelemeye çalışıp el Fetihle Haması birbirine düşürdüler. Şükür ki Müslüman aklı şeytanın oyununa gelmedi ve yarı yoldan döndü. Yetmedi 8 bakan ve 61 yerel idareciyi kaçırıp askeri mahkemede yargılamaya başladılar. Bahane bankasının en gelişmişini zihinlerinde barındıran bu insanlar için bahaneler tükenecek değil ve öylede oldu. Filistinli özgürlük grupları tarafından kaçırılan bir İsrail askerlerini bahane edip tam yol giriştiler katliama. Sizce İsrail için insan önemli mi. Ancak ve ancak bir insan için bir başka insan önemlidir bunu aklımızdan çıkarmayalım. Ve aklımıza yukarıdaki o 27 Haziran tarihini iyi kazıyalım. Çünkü bu tarih bir Millet’in yok edilmesinin son kertesi, zurnanın son deliği yani.

Ne kaçırılan 19 yaşında bir asker ne başka bir şey . İçinde insan zihnini bulandıran kurtcukların olduğu o doymaz midesini kanla doldurmak istiyor sonuna kadar. Ortadoğuya yerleştiği günden bu yana gittiği her yere kan kusturma görevini üstüne aldı. Anlaşılmayan şeylerin en önemlisi tarih boyunca hep zulüm gören feryatta masumca çığlık atmayı beceren bu insanlar bu aşağılık işi nasıl beceriyorlar. Ve en acısı her düştüklerinde onları tutma büyüklüğünü gösteren Müslümanları arkadan vuruyorlar. 27 Haziran işgalinden bu yana yapılan vahşetin belgelerini arşivleseniz dosyalar almaz. Kan kardeşi Amerika ile sanki kim daha çok Müslüman öldürecek iddiasına tutuşmuşlar bu insan suretliler. Müslüman’a kol kanat gersin diye kurulan İKÖ sadece ve sadece ağabeylerinden aldıkları kelamları konuşabiliyorlar. Devlet-i aliyemiz israilden büyükelçiliğini çekme dikliğini gösteremiyor ne yazık ki.

Büyük belediyelerden biri, ismini bile söylemeyi beceremediğimiz İsrail davetleri veriyor, anlaşmalar yapıyor. Onca Filistinli kardeşimiz israilin o hamam böceklerinin bile kuş uçmaz kervan geçmez diye adlandırdıkları zindanlarında çürüyor. Beythanun belediye başkanı 6 aydır ekmek bulamıyoruz diye vicdanımıza haykırıyor. Müslüman müslümanın kardeşi iken bizim üstümüzde battaniye onlarınkinde roket atar var. 350000 dolar değerinde pahalı oyuncaklar barındırıyoruz zihinlerimizde ,onların en büyük oyuncağı ise kırık sapanları. Son model cep telefonlarıyla mı bastırıyoruz aşağılık duygusunu. Bu ne biçin kardeşlik? Yüzük kardeşliğimi? Usulca sormak lazım kendimize hala tat alabiliyor muyuz en sevdiğimiz şarkıyı dinlerken. Ne oldu bize? Bir zamanlar kanadı kırılan göçmen kuşlara yardım ederdik. Çanakkale de mi kaldı vicdanımız. Yoksa vatan topraklarını kurtardıkta kendimizi mi kurtaramadık o savaşlarda. Ya da laikliğe emanet ettik te geri mi vermiyor. Zatın birinin bir lafı vardı: “taşa bu kadar söz söylesen adam edersin” derdi. 27 Haziran tarihinden buyana ölen Filistinlilerin sayısı 100 lerle ifade ediliyor ve yazık ki ölenlerin büyük çoğunluğu da çocuk.

Çocuk demişken çocuk katili aklıma geldi biranda hani imralıdaki. Malum resim medyasının önde giden gazetelerinden birinde Halid Meşal’i apo ya benzetiyorlar. Bana Halid Meşalin sebep olduğu bir çocuk cesedi göstersinlerde palavra atmadıklarına bir nebze inansınlar. Şizin apoya benzeteceğiniz olsa olsa şaron ve olmert tir. Onlarda çocuk katili çünkü. Yağları boşalmış insan guruhu gidin de ıraktaki ağabeylerinizin yağdanlıklarından yağlanın da gelin.

Hal böyle iken söylenecek fazla pek bir şey kalmıyor geriye :ya bizle birlikte var olacak Filistin yada bir yanımız hep buruk kalacak her zaman .Anlamakta geç kalmayalım. Vicdanımızı sokaktan gecen satıcıya hurda niyetine sattık 5 liraya, şimdi geri alma zamanı. Yoksa bir ben yok olacak benim içimde

Not: Büyük Önder Atatürk bir söz söylemiş ‘fikri hür vicdanı hür bir nesil’ demiş.

85 Yıllık cumhuriyetimizde fikri kör vicdanı kör bir nesil yetiştirdiğiniz için sizi canı gönülden kutlarım. saygılarımla

Okunma Sayısı: 43
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Kavram; Bir Devrim. Bereket…!

Başlıkta kullanılan deyim Yahudi sosyal hayatında içselleştirilen bir çıkarımdır. İçi boşaltılmayarak özüne sadık kalınan  kavramsal...

Atı Alan Çanakkale’yi Geçti

(Çanakkale ruhsuzluğunun neresindeyiz) “bir asker için mutluluk veren bir şey varsa, Türklerle omuz omuza savaşmaktır...

Bir (1) in İhtişamı

Hayatım boyunca anlamadığım iki şey  olmuştur. Bunlardan  birisi ünlü Türk bilgini ve  alim Harezmi’nin icadı...

Dipsizliğin Dibini Bulmak Mümkün mü?

Zaman ve mekan kavramlarının orta yerinde eğreti duran insan denen varlık gün geçtikçe edepsizlik denilen...

İşaret Parmağındaki Metaryalist Öte

Varlığı ve varoluştaki özün salt maddeden ibaret olduğunu varsayan görüştür materyalizm. Bir başka deyişle yokluğun...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı