Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bir (1) in İhtişamı


30 Temmuz 2008 01:36

Yorum Yapılmamış

Hayatım boyunca anlamadığım iki şey  olmuştur. Bunlardan  birisi ünlü Türk bilgini ve  alim Harezmi’nin icadı olan ve rakamların biri birini tamamladığı matematiksel sistem cebirdir. Cebirin yani matematiksel  üst sistemin  alt sistemi  olan cebirin temel  unsuru  hiç şüphe  götürmez ki rakamlardır. Rakamların özü  her ne kadar ünlü İslam  bilgini Farabi’nin bulduğu 0( yazıyla :sıfır) olduğu söylense de acizane  kimliğimle  yaptığım tespit rakamları  özünün 0 değil  bir (1) olduğudur. Bir  “1”, bir başka  anlamsal kavram olarak ifade edecek olursak TEK sadece matematiksel sistemin değil aynı zamanda varlığın özünün meydana  gelmesindeki yegane  kaynaktır.

Çeşitli kültürlerin oluşturduğu sayısal sistemde bir(1)’in  sembolsel karşılığı genel olarak aynı biçimsel noktada buluşur. En  eski medeniyetlerden olan ve bilim tarihinde önemli yeri bulunan  Roma medeniyetinde bir(1)’in karşılığı yani roma  rakamı ile bir ayağı yere başmış ve bası  göğe dikilmiş  bir  halde karşımıza çıkar. I. Bu gördüğümüz sembol bir’i ifade eder. En  eski medeniyetlerden bir diğeri olan Arap medeniyetinde bir ifadesinin sembolsel karşılığı yine ayağı yere basan ve  başı  dik  bir yapıdadır. ا

Her ne kadar yukarıda bir az cılız kalsa da Arap harf sistemi için de yer alan bir’in sembolsel  ifadesi de budur. Gelelim bizim kullandığımız Latin rakam sistemi içindeki bir’e. Yazıyla (bir) rakamla 1. dikkat  çekilen bir  nokta  Arap sayı sistemi içinde  yer  alan  1 ile  Latin sayı sistemi içinde yer alan 1’in benzerlikleridir. Fenike yazı ve  sayı sistemi içinden türeyen bu sistemler kaynağı itibari ile birliğinden dolayıdır ki bu benzerlik kaçınılmazdır. Lakin bilinen  bir gerçektir ki Latin sistemleri Arap sistemlerinden sonra oluşum aşamasını tamamlamaya  başlamış ve  Arap sisteminden oldukça  etkilenmiştir.

Yukarıda bahsettiğimiz matematiksel sistemin doğurganı sıfır değil bir (1) ifadesine  bir az  açıklık getirmekte fayda var. Bütün matematiksel sistem birden (1)den  meydana gelir yani  her  sayı içinde bir (1) i bulundurmak zorundadır. 10’un içinde 10 tane  bir  (1) vardır. Bu sayının oluşumu için gerekli olan iki sembolden biriside 1’dir. Sıfır (0) değer kazanabilmek  için önüne sıfat olarak  biri alması gerektir. Aksi taktirde 0 tek başına bir  anlam ifade etmeyecektir. Bir (1) ise önüne her hangi başkaca sıfatlar  almasa da öz teşkil eder ve kendi değerli olduğu gibi aslında olmayanları oldurur ve onlara  değer katar. Yine bir’in  doğurganlığına  örnek  teşkil edecek başkaca  olay bir’in(1) parçalara bölünmesi diğer rakamların meydana gelmesine öncülük etmesidir. Elinize kalemi alıp koca bir 1 çizdikten sonra ayrılan parçalardan istediğiniz sayı ve rakamı elde etmek mümkündür. Bu doğurganlığı her ne kadar  sıfırda(0) ve 8 de sağlasa da oluşturduğu her sayı ve rakamda kendisinin olmadığından  ,oluşan her sayı ve  rakamda var olan 1’e üstünlüğü kaptırır.  Bir başka değişle bütünü yani tek’i temsil yeteneğine muktedir olan bir(1)’in yerini dolduracak  hiçbir sembol ve veya oluşum yoktur

*************

Bir (1) sayısının anlamsal karşılığı olan vahdet ve tek ifadeleri birliğin  ve  gücün de temsiliyetlerini üzerlerine almışlardır. Büyüklerimizden dinlediğimiz masallardan  birinde anlatılan olay konunun idrakinde  önemli yer teşkil edebilir.

Ölüm döşeğinde olan baba  oğullarına bütünden ayrılmış bir küçük dal getirmelerini söyler. Dal geldiğinde  onu kırmalarını ve sonucu gözlemlemelerini ister. Yapılan bu tavsiye babanın oğullarına  vasiyetidir. Oğullar babanın söylediklerini yapar. Baba şimdide bütünden doğmuş yani onun parçası olan 15-20 dal parçasını  bir  araya getirmelerini  ve tekrar kırmalarını söyler. Oğullar dal  parçalarını  bir  araya  getirip bütünleştirdiklerinde onu  kırmayı başaramazlar.

Ezber kültürünü zihnimize  boca eden  eğitim sisteminin  her  evresinde  olduğu  gibi  “yukarıda anlatılmak istenen asıl mesele  nedir?” gibi  bir  soru sorarak , salakça  ve  basitçe bir  şey yapmayı  düşünmüyorum. Bizi bu kadar basitçe  düşünmeye  zorlayanlar  utansın  ne  diyelim.

*************

İslam toplumunun ilk dönemlerinde bireyselliğinden kurtularak bütüne yani İslam’a akan  Müslümanların  kaybetmediklerini devamlı  surette kazandıklarını  görüyoruz.(çıkıp ta Uhud da kaybettik dersen olmadı bu iş, Uhud da itaatin önemini tekrar idraki kazandık.)    Başarıya giden yolun bir (1) den geçtiğini idrak etmede geç kalmamak onları ebedi azap yurdundan tezce kurtarmış. Bir ALLAH (az.c) ,  bir KİTAB ,bir PEYGAMBER(sav) , bir CEMAAT VE ve sair.  Zira 2 (yazıyla: iki)  onlar için olduğu gibi  bizim içinde  içinden çıkılmaz  bir  bunalımdır.Olaya mütefekkiri bir  boyut kazandırırsak (felsefi değil) varoluşun kaynağının tekliği ( lailaheillallah) ondan gelen  ve varlık aleminin bireyi olan madde ve madde ötesi her şeyin tekliğini getirir. Bu kapsamda çeşitlilik arz ediyormuş gibi görünen her şeyin özünde onun aslında tek olduğunu belirten bir işaret bulunmaktadır. Bütün balıklar pulludur ve bir bütün olarak bakıldığında aynı gibi gözükür ; fakat tekil olarak incelendiğinde aslında hepsinin birbirinden farklı olarak teki teşkil ettiği görülür. Pul sayısı, yüzgeç boyutu vb.gibi. insanların tekliği ise barındırdıkları parmak izlerinde saklıdır. İbret olsun diye yaratılan ikiz insanlarda bile parmak izleri farklıdır. Belirtilen örnekler maddesel anlamı  ifade eder.madde ötesi alemde ise ruhların farklı oluşunu bilmemek için kör olmak lazım gelir. Zira ruh kendisini taşıyan bedene kimliğini sirayet ettirerek farklılığını ortaya koyar. Melekleri görme imkanımız  olmadığından dolayı tam bir  analiz yapamamakla birlikte var olan kaynaklarda belirtilen Mirac’a çıkış sahnesinde Peygamber Efendimizin (sav) gördüklerini bize iletmesi beynimizde tam olan bir şekil oluşturmasa da yap boz parçacıklarının görünümü onlarında farklı olduğunu ortaya koymaktadır.örneğin : “ Ya Rabbi ! Cebraile altı yüz bin kanat verdin” ve  “ taht üzerine oturmuş meleğin başından ayağına kadar gözleri var”(sevgili peygamberim)kelimelerinde geçen melekler Cebrail ve Azraildir. Ve görüldüğü üzere onlarda öz itibari ile birbirinden farklıdır.  Buradan çıkan sonuç  materyalist ve metafiziksel açıdan bakıldığında maddenin ve madde ötesinin  özünün tek olduğu ikinin parçalanma ve yok oluş getirdiğidir. Mantıktaki yaklaşımla :İslamız ,o zaman bir(1) iz , bir(1) isek bütünüz; iki olursak parçalanırız, parçalanırsak yok oluruz.

**********

Kavramların beşeri  zihniyete göre tanımlanması yanında sapma  açısını da getirir bir anlamda. Örneğin beşer zihniyetine  göre akıllı insan : evde 5-10 diploması olan  2-3 dil  bilen bilmem kaç milyar lira küresel put kazanan  ütülenmiş insan modelidir. Kitab’ın ayet penceresinden bakmakla  yükümlü olan Müslüman zihniyetin tanım  sözlüğünde ise bildirildiği üzere akıllı insan = iman etmiş insandır. Nitekim Bakara suresi 13. ayet-i kerime  bize akıllı insanın tanımını yapmaktadır. : “ yine  bunlara  “insanların iman  ettiği gibi iman edin” denildiği zaman “biz o beyinsizlerin iman ettikleri gibi mi iman edelim?” derler. Doğrusu beyinsizler kendileridir fakat bilmezler.

Yine kavramlar  sözlüğümüzdeki bir başka ifade başarı kelimesidir. Beşeri zihniyete göre başarı yukarıda beşer zihniyeti ile tarif edilen akıllılığın bir sonuçu olarak elde edilen kazançtır. KİTAB’IN penceresinden bakıp görülen tanım ise: “ işte  bunlar ALLAH’ ın  kurallarıdır. Kim ALLAH’a ve Peygamberine uyarsa onu içinden ırmakların aktığı,sonsuza dek kalacakları cennetlere koyar. İşte büyük (asıl) başarı budur.” Nisa:13

Ben Müslümanım diyen her insanın yukarıdaki ayetlere iman etmesi gerekmektedir. Zira yine  Kitab da belirtildiği üzere bir ayetin inkarı tüm kitabın inkarına tekabul etmiş gibidir.

Bir ayeti idrak emek  bu kadar zor mu?!

Tanımların sıralanması babında son kertede kardeşlik  kavaramı var. Elimde bulunan Türkçe sözlükte geçen ifade şu: “aynı anne ve babadan doğan çocukların birbirine karşı durumları.” Burada ifade edilen kardeşlik kavramı tam manada bir  yüzük kardeşliği olarak karşımıza çıkar. Yani evliliğin bir meyvesi olan çocukların birbirine karşı hukuksal durumu.

Diğer tarafta ise evliliğin olmadığı ama  lakayıt bir sekil de  şimdilerde yüzük kardeşliğine dönen ve tam anlamı  ile  idrak edemediğimiz  bir Kitabi kardeş tanımı var: MÜMİNLER ANCAK KARDEŞTİRLER.(HUCARAT:10). Ne aynı  ana babadan doğması nede  birbirine karşı  hukuksal durumunun derecelendirilerek ölçüldüğü bir  tanımsal kardeşlik bu. Arap ,Türk ,Kürt , Laz ,Çerkez Boşnak  çeçen İslam’ı seçerlerse Yunan, Rum, Ermeni vb .ortak payda İslam .yani Teklik. Yani bir(1)lik. Yani vahdet. Küresel put paranın dini değerler üstünde  tutulduğu bu anlamsız çağda bu tek ayeti idrak inanın yeniden dirilişin başlangıcı olacaktır. Kombine şempanze olarak adlandırabileceğimiz bush sülalesinin simdiler de öncülük ettiği kardeşi kardeşe kırdırma fitnesi(birligin bozulması:1’in parcalara ayrılması) ve beynimize giydirilen bu kabil’i zihniyet kendileri ile beraber üzerimizde defolup gidecektir. Yeniden fetih atağına geçmek için birliğin sağlanması ve gönüllerin feth edilmesi gerekmekte.Birliğin sağlanmasının önemi tarih kitaplarında yer alıyor. İbret almaz mıyız. İste İmameddin Zengi ,oğlu Nureddin Zengi, Selahaddin Eyyubi sonra Selçuklu sonra Osman oğulları. Bunlar parcadan yola çıkan bütünü temsil edip tek gayesi bütüne ulaşmak olan  ve ihtişamı yanında barındıran örnekler.Ümmet –i Muhammet kardeşliğine kefen giydirmek isteyen batıl patentli seküler Frenk  medeniyeti inanın birliğin karşısında tutunamayıp mağralarına çekileceklerdir.

Süper güç abd alaska yüzünden kanada ile birleşmeyi elzem kabul ediyor. Dünyanın en büyük ekonomilerinden birine  sahip olan Almanya ,geleceğini teminat altına  almak için  Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri ile  birleşmeye çalışıyor. Afrikanın en zengin ülkesi güney Afrika cumhuriyeti, Afrika birliğinin bayraktarlığını yapıyor.birlik birlik birlik. Akıllı olan komsuları  ile  birleşerek güçlenmeye,gücünü pekiştirmeye gücünü arttırmaya çalışıyor.  Aklını peynir ekmekle yiyenler ise  komşularının yüzüne bile bakmadıkları gibi  aynı evi paylaştıkları insanlara bile surat asıyorlar; yuvalarını dağıtmaya , evlerini ayırmaya çalışıyorlar; güçlerini bölüyorlar zaafa düşüyorlar. Afrika da , Avrupa da, kuzey ve güney Amerika da birlik rüzgarları , Ortadoğu da ayrılık rüzgarları esiyor.etnik milliyetçilik virüsü iştimai bünyemizi mahvu perişan ediyor.70 milyonluk  kocaman Türkiye , 1000 yıllık devlet geleneğine rağmen uluslar arası  sistemin bir acentası olmakta kurtulamazken birileri anglo amerikan ve israil’in kucağında kurulacak beş – on milyon nufuslu mezhep ve ırk devletleri ile bagımsızlığa kavuşabileceğini  zannediyor. Başka birileri de bu dalgayı “kodum mu oturttururum” edasıyla  kırabileceğini zannediyor. O edayla kırılmaz o dalga.  Bu saatten sonra “ulus devlet”  çerçevesi dahilinde söylenecek kardeşlik türküleriyle de kırılmaz. Gerek Türkiyenin , ve gerekse Irak’ın, Suriye’nin . İran’ın etnik bölünme potansiyeli ancak  İslam birliği fomülü ile yok edilebilir.

Ülkeleri birleştirmek yetmez, sovenizmin her türünden uzak durulması gerektiği fikrinde de birleşmeli. Türk Arap veya Fars şovenistliği yaparak Kürt şoveniztliğini yargılayamazsınız. Sünni şovenistliği yaparak Şii şovenizmini , Şii şovenistliği yaparak  Sünni şovenizmni yargılayamazsınız. Ve bir yandan ulus devleti kutsarken, öbür yandan ben bir ulusum ;öyleyse ayrı bir devletim olmalı diyenleri kınayamazsınız..

Tarihe bakın ; bölük pörçük  Ortadoğu’nun haçlılar tarafından nasıl ezilip geçildiğine bakın; sonra Nureddin Zenginin  yükselttiği bayrak altında birleşen  Ortadoğu nun haçlıları  nasıl defettiğine bakın ; bakın ve görün. Kurtuluş ortak bir bayrak altında birleşmektir. Birleşmezsek bu çoğrafyaya bayrak yetiştiremeyeceğiz.” (Hakan Albayrak:Türkiye Suriye birliği ;s:15-16)  

Hakan Albayrak’ı  ilk gördüğümde kemiklerimi kıracak samimiyette bir sarılma ile karşılaşmıştım. Ne yalan söyleyeyim başkada kimse sarılmadı öyle  samimiyet dercesinde.

Fazla söz edip boşa harcamayalım nefesimizi. Ödev olarak  yukarıdaki ayeti beyaz kağıt üzerine 100 kez yazıp idrak için çaba sarf etmeyi öğretselerdi mini mini birlerde ; ne ırakta çami cinayeti ne yemende Müslümanlar arası çatışma nede Kudüs’ün gözlerinde yaş olacaktı. Allahtan hiçbir şey için ğeç değil. Hülasa –i kelam YA BİR(1)İZ YA HİÇ. VE MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR KARDEŞ KALACAK inşaALLAH.

Hani milletin İslam idi? Kavmiyet ne?

Sarılıp sımsıkı dursaydınya o milliyetine

“Arnavutluk”  ne demek? Var mı şeriatta yeri?

Küfr olur başka değil ,kavmini sürmek ileri!

Arap’ın Türk’e ,Laz’ın Çerkez’e, yahud Kürd’e;

Acem’in Çinliye ruçhanımı varmış? Nerede?

Müslümanlıkta “anasır” mı olurmuş? Ne gezer

Fikr-i kavmiyeti telin ediyor peygamber.

M.Akif Ersoy: Safahat

Saygı ve hürmetlerimle

Okunma Sayısı: 49
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Kavram; Bir Devrim. Bereket…!

Başlıkta kullanılan deyim Yahudi sosyal hayatında içselleştirilen bir çıkarımdır. İçi boşaltılmayarak özüne sadık kalınan  kavramsal...

Atı Alan Çanakkale’yi Geçti

(Çanakkale ruhsuzluğunun neresindeyiz) “bir asker için mutluluk veren bir şey varsa, Türklerle omuz omuza savaşmaktır...

Dipsizliğin Dibini Bulmak Mümkün mü?

Zaman ve mekan kavramlarının orta yerinde eğreti duran insan denen varlık gün geçtikçe edepsizlik denilen...

Bir Ben Yok Oluyor Benin İçinde!

Nerden başlasam diye düşündüm o kadar zaman İsrail hakkındaki bu yazım için. O kadar çok...

İşaret Parmağındaki Metaryalist Öte

Varlığı ve varoluştaki özün salt maddeden ibaret olduğunu varsayan görüştür materyalizm. Bir başka deyişle yokluğun...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı